başın dik yaşayabildiğin ülkeye her şeyini verirsin, her şeyi hatta hayatını bile feda edersin ama başın yerde yaşamak zorunda kaldığın ülkeye hiçbir şey vermezsin.
her insanın gitmeye hakkı vardır, onu kalmak için ikna etmesi gereken ülkesidir -koca koca laflar etmeye meraklı siyasetçiler ne derse desin.
"ülken senin için ne yapabilir diye sorma, sen ülken için ne yapabilirsin, onu düşün." milyardersen, üstelik kırk üç yaşında abd başkanı seçilmişsen bunu söylemek kolay! ama ülkende ne çalışabiliyor, ne tedavi olabiliyor, ne barınabiliyor, ne eğitim alabiliyor, ne özgürce oy kullanabiliyor, ne görüşlerini ifade edebiliyor, ne de sokaklarda dilediğin gibi dolaşabiliyorsan, john f. kennedy'nin bu meşhur sözü kaç para eder ki? beş para etmez!
ama bu ülkede, dünyanın bu bölgesinde başka bir şeyler var. sanki bir yoldaymışız gibi geliyor ve ne zaman bir adım atsam az önce ayağımın bulunduğu yer dağılıp toz hâline geliyor hatta bazen yol da ayaklarımın altında çökmeye başlıyor ve göçükle birlikte sürüklenip gitmemek için adımlarımı hızlandırmak zorunda kalıyorum.