“Jandira, beni havaya kaldır, şu duayı okumak istiyorum,” dedim.
“Bu kadar palavracı olma, Zezé. Çok işim var.”
“Hadi, kaldır; göreceksin okuma bilip bilmediğimi.”
“Dikkat et, Zezé! Bu yaptığın oyunsa görürsün gününü.”
“Ağaçlar aynı anda her yanlarıyla konuşurlar. Yapraklar, dallar ve kökleriyle birlikte. Görmek ister misin? Kulağını gövdeme daya, kalbimin atışını dinle.”