Puan vermedi·481 syf.··
Beğendi
·
2023 12. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 04 Ekim 2023 00:04
Normal şartlarda bir kitabı okur okumaz hala etkisi devam ederken o kitabın incelemesini önce kafamda yapıp sonra buraya aktarırım. Ancak bu sefer öyle olmadı. Ya da kafamda bir taslak oluşturmak daha uzun sürdü. Spoiler vermeden bir inceleme yapmaktı temel amacım ama düşüncelerimi tam olarak anlatmak spoiler vermemeyi mümkün kılmıyor maalesef. Bu incelemeyi okuyacak kişi buna dikkat ederse sevinirim. Serenad'ı daha önce defalarca duydum, defalarca gördüm ama okumak bir türlü gelmedi içimden. Sebebi ise yerli yazar pek sevmiyor oluşum ve de Livaneli klasiği olduğunu düşünmemdi. Maya'nın Wagner için yaptığı veda konuşmasında "Önyargıların çatışması " konusunda söyledikleriyle karşı karşıya geldiğimi hissettim. Birbirleri hakkında önyargılar taşıyan insan topluluklarının sebep olduğu yıkımın birebirini yaşıyormuşum aslında. Neyse ki bunu şimdilik kırıp kitabı okudum. Ama ileriki cümlelerde sık sık aynı önyargılarını yaşadığımı göreceksiniz. Bu da önyargılarının kurbanı olan sadece bir kişiyi gösterir. Her neyse konumuza geri dönelim. Uzun süredir aklımı sadece II. Dünya savaşları kurcalarken sadece aşk kitabı olduğunu düşündüğüm bir kitabın ana konusunun savaşın masumlar üzerindeki etkisini görmek de epey bir sarstı. Bilim adamlarının sırf dili, dini, uyruğu açısından ülke değiştirmek zorunda kalması çok kötü bir hissiyat ve tıpkı onlar gibi bir kişinin bile bunlara maruz kalması sadece devlet değil insanlık suçu. Ama maalesef bunlarla da sınırlı kalmıyor. İnsanların hayatlarına bile göz dikiliyor böyle bir durumda. Bir insanın sırf uyruğundan dolayı kendini üstün sayması ne acınası bir durum... Kitabı, ayrı ayrı ele aladığımda yorumlayacak çok şey var ama hepsine değinmek gereksiz uzatır. Ama okurken boğazımı düğümleyen bir kesime değinmek istiyorum. Maya'nın her koşulda arkasında olan anne, babaya, daha doğrusu coğrafyaya sahip olması beni biraz imrendirdi. Mardinli bir kadın olarak "hele Doğulu ailelerde, aile meclisi kararıyla kızın öldürülmesine karar vermek epeyce yaygındı." Haklı cümlesinin acısının içinde kıvrılıyordum. Evet görüyorduk ki coğrafya kaderdir ama tarihin de kader olduğunu unutuyoruz ya da coğrafya bize hep daha ağır gelmiştir. Aynı ülkenin içinde aynı durumu yaşayan bir kesit insanının ölüm fermanı imzalanırken diğer kesitin de arkasında ailesi olması... Ama neyse ki dünyanın doğuştan getirdiği adaletsizliklere bir nebze alışmıştım. Eleştirecek çok şeyim var. Ama sonumun Maya gibi olması da muhtemel olur bu durumda. Korkmamamız lazımdı halbuki çünkü bay Wagner bir hukukçunun asla adaletsizlik karşısında susmaması gerektiğini öğretmişti bize. Her ne kadar sonu hüsran olsa da.. Daha fazla uzatmadan bu güzel kitabı da kalbimin derinliklerinde bir yerde saklayacağım. Ta ki açığa çıkarmam gereken bir zamana kadar.. Şimdilik hoşçakal Serenad..
Edebiyat
SerenadZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2020164bin okunma
·
2 +1'leme
·
28 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.