Puan vermedi·517 syf.··
2023 11. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 23 Temmuz 2023 13:12
Herkese merhabalar! Öncelikle kitabın sonunda anlatılmak istenen durumu kavradığımda Maslow'un ihtiyaçlar hiyerarşisi ve kendine gerçekleştirme teorisi aklıma geldi. Kendini gerçekleştirme yolunda adımlar atan biri en üst basamağa gelmesi demek artık ileri gidecek bir hedefinin olmadığı anlamını çağrıştırıyor bende. Ki bu basamağa ulaşmak oldukça zordur diye düşünüyorum çünkü Bir insan kolay kolay, "evet ben emellerime ulaştım bitti" diyemez. Kitabın yazarı Jack London, tarihin ilk Milyoner yazarı olarak biliniyor. Jack London bipolar bozukluğu Yaşayan bir yazar. Martin Eden de kitabın sonlarına doğru sürekli üstünde durduğu bir cümle var "Fiziksel sorunu yoktu. Arızalanan şey, düşünme makinesiydi." Burda da bu konuya değindiğini ve farkındalığının yüksek olduğunu düşünüyorum. Ama Jack London ın Pasifikte bir yelkenli ile yaptığı seyahatte hastalığa yakalandığını ve bunu tedavi etmek için kimyasal maddeler ile karışım hazırlayıp kendine enjekte ettiğini, ve bunun sonucunda böbreklerinin iflas ettiğini okumuştum. Kitabında sağlam ve sağlıklı bir vücuda sahip olan Martin Eden e kendinin sağlam halini hayal edip kurgu vermiş olduğunu düşündüm. Yani yazar hissettiği düşündüğü şeyleri, acıları kaygıları kendini yaşama adapte etmedeki sıkıntılarını kendi hayatını Martin Eden üzerinde yansıtmış. Beni en etkileyen kısım haliyle sonu oldu. (Ama beklemiyor değildim çünkü incelemeleri okurken yanlışlıkla spoiler yedim ve bu yüzden kitabın sonu şaşırtmadığı için mutsuzum bu yüzden ben sonunu yazmayacağım sizde de aynı durum yaşanmasın :d) Hak verdiğim bir konu; insanlar seni sen olduğun için değil seni seviyorlarsa eğer konum ve mevkiinden dolayı seviyor ve değer veriyorlar, en azından günümüzde çoğu çıkar muhatapları için böyle ne yazıkki. Martin Eden karakteri üzerinde bu çok net bir şekilde ifade edilmiş. Martin hiç değişmedi değişen sadece ünü oldu. İhtiyacı varken yanında olmayanlar ihtiyacı yokken kapısına dizildi kul köle oldu ve bu durumun absürtlüğünün farkında olan Martin bu düzende bu yaşayışta kendine yer bulamadı. “Kimsenin yaşantısını beğenemedim; kendime uygun bir yaşantı da bulamadım.” der Oğuz Atay, Tutunamayanlar kitabında. Aynı durum burda Martin için geçerli olmuş. ''Hiçbir şey Martin’in istediği gibi gitmezken ve o tıpkı sevdiği kadının sahip olduğu değerlere sahip olup ona ulaşmaya çabalarken motivasyonunu ve isteğini azaltmayan şey nedir sizce? Aşk.'' Kitapta Martin hayatının aşkına denk olmak için eğitim alır bu sefer düşünceleri konuşmaları daha farklı bir boyut alır ve felsefik düşünmeye kadar ilerler. Yazar olmak ister yazılar yazar ama kimse onun bunu başarabileceğine inanmaz. Martinin istediği, sevdiği kadın Ruth'un ona inanmasıydı. Daha sonra Martini o olduğu gibi haliyle kabul etmeyenler daha sonra sıraya dizileceklerdir onunla iletişim kurabilmek için (evet bu biraz ön bilgi oldu:d) Kitap başı ve sonu bağlamı anlamında çok güzel bir üsluba sahip ancak çok uzun tuttuğu kısımlarda koptum bunu sabırsızlığıma veriyorum. ortalarında sıkıldım ama sonu etkileyiciydi. Okuyan için kesinlikle mesaj içerikli.. Şimdiden keyifli okumalar:)
Edebiyat & Roman
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025135bin okunma
·
174 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.