·479 syf.··Beğendi
···Okunma: 06 Ekim 2023 23:43 " Ben ölmek istiyorum sayın albayım, ölmek. Bir yandan da göz ucuyla ölümümün nasıl karşılanacağını seyretmek istiyorum. Tehlikeli oyunlar oynamak istiyor insan; bir yandan da kılına zarar gelsin istemiyor."
Yine Oğuz Atay ve yine olaylardan ziyade karakterlerin ön planda olduğu muazzam bir eser.
Yazar bu eserinde pek alışılmadık bir teknik kullanmış. Tiyatro ile roman tarzını birleştirmiş.
Herkesin kafasında kurduğu yazıp çizdiği oyunları vardır. Hikmet'in de vardı, ama kimse anlamak istemedi bunları. Ama aslında herkesin başına gelen bir şeydi bu. Hepimizin yazılmış bir oyunu vardı ve hepimiz yaşayarak oynuyorduk bu oyunu. Ama bu oyunun bir tekrarı yoktu, öncesinde provası yoktu. Doğaçlama bir oyundu bu, bu yüzden tehlikeli bir oyun. Yazar kitabın sonundaki şu paragrafla çok güzel özetlemiş aslında eseri:
"Hava kararıyordu. Köşeden bir genç kızla bir genç adam göründü kol kola. Delikanlı bir şeyler anlatıyordu, genç kız da başını sallıyordu. "Bana kalırsa filim biraz karışıktı." dedi genç adam. "Bazı yerini anlamadım." "Canım," dedi kız. "sonunda çocuk ölüyor işte." "Aptal," dedi delikanlı, "O kadarını biz de anladık."
Her ne kadar anlamakta zorlandığım kısımları olsa da hiç sıkılmadan okudum eseri. Çoğu yerde Hikmet'in oyununda bir yer buldum kendime. İyi romanların okuyucusu olarak başladığım kitabı iyi romanların kahramanı olarak bitirdim kendimce. Bitirdikten sonra boşluğa düştüğüm bir eserdi mutlaka tekrar okuyacağım :)