·408 syf.····Okunma: 01 Ekim 2023 00:00 Öncelikle bu incelemenin spoiler içerdiğini belirtmek isterim. Eğer henüz kitabı okumadıysanız bu incelemeyi okumayı burada bırakmalı ve dilerseniz kitabı bitirdikten sonra devam etmelisiniz .İncelemeye geçmeden önce naçizane tavsiyem, eğer depresyondaysanız ya da sevdiğinizden/sevgilinizden ayrıldıysanız ve bunun yası içerisindeyseniz okumanızı tavsiye etmem. Kendinizle bağdaştırabileceğiniz duygular ve olaylar sizlerin iyileşme sürecininizi daha da zorlaştıracak belki de geriletecek. Buna dikkat ederseniz çok mutlu olurum. Keyifli okumalar. :)
Mr. Lockwood’un bölgeye Thrushcross Çiftliği’nin kiracısı olarak gelmesiyle birlikte başlıyor kitabımız. Taşra diliyle adlandırılmış “Wuthering Heights” yani Uğultulu Tepeler’de yaşayan ev sahibi Mr. Heathcliff’i nezaketen ziyaret eden Lockwood’un merakı, karşılaştığı ailenin normalin dışındaki yaklaşımı ile giderek artıyor. Ev sahibi ve ailesi ile bir arada bulunduğu süre boyunca garip ve hoş olmayan anlar yaşadıktan sonra Çiftlik’teki hizmetçisi Mrs.Dean’den, Ellen ya da Nelly de diyebiliriz, geçmişi anlatmasını istiyor. Böylece biz okurlar da tıpkı Mr. Lockwood gibi Ellen’ın gözünden Tepeler’in ve Çiftlik’in geçmişini öğrenmeye başlıyoruz.
Açık konuşmak gerekirse Nelly geçmişi anlatmaya başlamadan önceki sayfalar benim için gerçekten sıkıcı geçti. Bütün kitap boyu böyle bir anlatımı ve sıradanlığı çekemem, gibi düşünceler dönüyordu zihnimde. Ancak Nelly anlattıkça ve söz konusu aileleri ve kişileri tanımaya başladıkça heyecanımı geri kazandım.
Karakterler hakkındaki düşüncelerim yer yer çok sık değişim gösterdi. Örneğin, bazı anlar oluyordu Heathcliff’i Catherine’e oranla daha çok tutuyordum, özellikle ilk çocukluk dönemlerinde. Bazen ise Catherine’i çokça haklı buluyordum, abisinin kurbanı olduğunu düşünerek. Ya da yer yer Edgar’ın Catherine için daha iyi bir eş adayı olduğunu, eğer evlenirler ise Catherine’in haşarılıklarının sona ereceğini ve ağırbaşlı bir kadın olarak hayatına devam edebileceğine inanıyordum. Ancak sonra onları Heathcliff ile birlikte gördüğümde, okuduklarımı zihnimde tasavvur ettiğimde, kesinlikle bu ikilinin birbirinden ayrı mutlu olamayacağının farkına varıyorum. Gerçekten öyle de oldu. Sevgilisini sefaletten kurtarmak için kendini feda eden Catherine her ne kadar Edgar’ı sevse de ruhu doyacak kadar mutlu olamadı evliliğinde, hiçbir zaman, Edgar ile birlikteyken, Heathcliff ile karşı karşıyayken duyduğu, hissettiği ihtirası ve coşkuyu bulamadı. Heathcliff de yalnız olduğu ya da Isabella ile birlikte, intikam uğruna olan birliktelikleri, olduğu sürece yaşamından tat alamadı ve hissizliğinin yerini intikam hırsıyla doldurdu.
Dikkat edildiği zaman Catherine ve Heathcliff ikilisinin ayrılmasına ve hayatlarını mahvetmelerine Catherine’in abisi neden oldu gibi görünse de her şey Mr. Earnshaw’un Heathcliff’i kayırması ile vuku buldu. Evlatlığın kendisinden çok sevildiğini gören küçük Earnshaw elinden gelebilecek tek eylemi gerçekleştirdi, her ne kadar yanlış olsa da, Heathcliff’i zorbaladı, gücü yettiği yere kadar devam etti de. Eğer baba Earnshaw iki oğlanı da kardeşlik duygusu, birlik ve beraberlik içerisinde yetiştirme özverisinde bulunsaydı, oğullarına mirasını eşit bölseydi Catherine de sevgilisi sefil bir hayat sürecek endişesi duymaz ve onu kurtarmak için kendinden ödün vermek zorunda kalmazdı. Sevgilisi ile mutlu bir birlikteliğe sahip olur, genç yaşında toprağın altına girmezdi. Ancak ne yazık ki iş işten geçtikten sonra olsaydı, yapsaydı vb. demenin hiçbir manası kalmıyor. Yaşananlar çoktan yaşandı ve ölenler de çoktan öldü.
Tüm kitap boyunca beni en çok etkileyen, tüm heyecanımı ve coşkumu harcadığım kısım elbette ki Catherine ölmeden önce Heathcliff ile Catherine’in Çiftlik’te buluştuğu, birbirlerine tüm coşkuları ve ihtiraslarıyla sitem ettikleri ancak aynı coşkuyla sevip, sarılıp, öptükleri; bu yoğunluk karşısında direnemeyen gözlerinin akıttıkları yaşların bulunduğu anlar. Bu sayfaların öncesinde ve sonrasında bu derece yakıcı bir yoğunluk hissedemedim. Eğer bu kitabı bir bölümü benim için özel kılıyorsa orası kesinlikle bahsettiğim olayın vuku bulduğu an.
Söylemek istediklerim bu kadar. Buraya kadar okuduğunuz için teşekkür ederim, sevgiyle kalın!