Gabriel Garcia Marquez ’den okuduğum ilk edebi eser olan Şer Saati ismi bilinmeyen bir ülkenin ismi bilinmeyen bir köyünde geçmekte. 188 sayfalık bir eser olmasına rağmen çok fazla karakter barındırdığı için yer yer kafa karışıklığına sebep olmakta. Peder Angel, Belediye Başkanı, Doktor, Dul Senyora Montiel, Senior Carmichael ve Yargıç kitapta ön plana çıkanlar. Bu kadar çok karakterin bir arada olması aslında hikâyenin bir kişinin başından değil bütün bir köyün başından geçmiş izlenimi vermekte.
Kitabın çok hızlı bir başlangıcı var. Köyün önde gelenlerinden Cesera Montero tüfeğiyle köyün papazını vurup öldürür. Bu bir tür namus cinayetidir. Zira evinin duvarına asılan bir yakıştırmada (afiş ya da not) papazın Montero’nun karısıyla ilişkisi olduğu yazılıdır. Montero bu notu pek sorgulamadan gidip Papazı öldürmesi akıllara şu soruyu getirir; Montero’da bu ilişkiden şüpheleniyordu ve yakıştırma sadece cinayeti tetikleme işlevi gördü ya da Montero bu ilişkiden haberi olsa da yakıştırmalar sayesinde diğer insanlar tarafından öğrenilmesi üzerine bu namus cinayetini işlemek zorunda kaldı. Bu tarafı muğlak ancak bu muğlaklık sadece burada kalmıyor. Belirsiz kalmış birçok konu mevcut kitapta. En önemlisi bu yakıştırmaları kimin astığı söylenmemiş ancak tahminde bulunabiliyorsunuz. Ancak bu tahmin zor bir tahmin değil. Günah, itiraf gibi tabirleri yan yana koyunca yakıştırmaları kimin yaptığı çıkıyor. Sorun da zaten kimin yaptığı değil niçin yaptığı. Niçinini de yine kitabın sonunda tahmin edebiliyorsunuz. Ama Gabriel Garcia Marquez kesin bir şekilde şunun tarafından şunun için yapıldı açıklaması yapmıyor.
Güney Amerika tarihi aynı zamanda bir darbeler tarihidir. Gücü eline geçiren darbeyi yapar. Bu kitapta da bu durum var. İktidarı ele geçiren dikta birçok katliama imza atmıştır. Ancak ortalık son bir senedir sakindir. Ancak asılan yakıştırmalar ve işlenen cinayet ortamı germiştir. Ama diktanın adamı olan belediye başkanı ki aynı zamanda polis şefi bu olayı küçümsemektedir. Etraftan gelen ısrarlara rağmen üzerine gitmemektedir. Ancak halk gergindir özellikle gizli günahları olanlar. Aslında yakıştırma bir dedikodu mekanizmasıdır ancak afiş olarak basıldığı için daha resmi bir hal almaktadır ki bu da inandırıcılığı arttırmaktadır. Aslında bütün köy tarafından bilinenlerin daha resmi bir şekilde ilanıdır bu yakıştırmalar. Köyün üzerine kâbus gibi çöker bu durum. Aksine bir de sürekli yağmur yağmaya başlar seller oluştururcasına. Psikolojik sıkıntının iklimsel dışa vurumudur resmen bu dinmeyen yağmurlar. Başkan en sonunda bu olaya müdahale eder ama tabi ki kendi yöntemleriyle. Zira bir dikta yöneticisinin başvurduğu yöntemler çok kısıtlıdır. Hemen sokağa çıkma yasağı ilan eder. Özgürlük kısıtlanınca bütün dertler sona erecek diye düşünür. Ancak bu ters teper. Zira halk köyü terk etmeye başlamıştır.
Son olarak kolay okunan bir kitap olduğunu söyleyebilirim. Çok fazla karakter olmasına rağmen benim kafamı çok karıştırmadı. Cümleler de basit ve anlaşılır. Tercüme de bence gayet güzel. Gabriel Garcia Marquez ’in ilk yazdığı kitaplardan olması sebebiyle yazara başlama kitaplarından biri olabilir.