Selamlar hafta sonumu güzelleştiren yeni keşfettiğim yazar ve kitabıyla geldim.
Gizemsiz birbirinden apayrı hayatlar yaşayan üç farklı karakterin hayatlarının kırılma noktalarında bir şekilde bağlantılı oldukları kişi tarafından nasıl etkilendiklerini, kaderlerinin değiştiği ya da sonlandığı üzerine kısa bir romandır. Bir kısmı polisiye diğer kısımda toplumsal mesajların verildiği içimizden bir hikaye..
İlk bölümde Meriç’i tanıyoruz sıradan bir satış sorumlusu olarak çalıştığı departmanda pardon sığınak ta aitsizlik hissi ve hayallerinin peşinden gitme isteğiyle istifa eder. Yıllar önce yaşanan bir otobüs kazasında ölen arkadaşından sonra dağılan müzik grubu vardır. Yeniden eski mekanına, bara gider ve eline aldığı gitarla müzik yapmaya kaldığı yerden devam eder.. Ta ki bir gece barda çıkan kavga ve kaza kurşununa karışması ile ölen iki kardeşden birinin vicdani yükünü kaldıramaz. Kaçar gider şehirden ama ölen müşterinin belalı bir mafya abisi vardır peşinde artık!
İkinci kısım Baş komiser Metin’in çocukluğu ile devam eder.. Ailesini bir kazada kaybeden, çocuk yaştan itibaren şirket sahibi teyzesinin yanında büyüyen Metin’in polislik mesleğine girmesinin tek bir amacı vardır. Adaletin olmadığı dünyada kendi adaletini sağlamak!
Üçüncü kısımda Celal ile tanışıyoruz.. Namı diğer Cellat yani.. Babası da sorunlu bir adam olan Celal hapishanede onun ölümünden sonra ailenin yükünü üstlenmiş, kardeşlerine baba olmuştur.. Ama ne baba azılı bir katil, herkesin dehşetle anlattığı acımasız bir mafya adamıdır!
Son kısım da savaştan kaçıp İstanbul’a gelen bir ailenin nasıl dağıldığına tanık oluyoruz..
Baştan sonra akıcılığı hiç kaybetmeyen romanda göze çok dokunmayacak hataları ile de sevdim ben. Gerçeklerin açığa çıktığı kısmın daha detaylı ya da bu kadar çabuk saptanmamasını tercih ederdim o ayrı konu tabibu da benim eleştirim olsun. Yazarımızın da bu konu da beni desteklemesi ayrıca motive edici. Okuyucusuna kıymet veren çok az yazarımız olduğunu göz önüne alırsak .. Ender Arslan Kaleminize sağlık!