Gönderi

Kinyas ve Kayra
8/10
·533 syf.··
Beğendi
·
2023 37. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 09 Ekim 2023 07:00
Kinyas ve Kayra Maceralarla dolu bir zihinsel yolculuk. Ve yollar. Kinyas, Kayra ve hayat. Kayra’nın yolu ya da Kinyas’ın yolu. Seçimler. Kitap hakkında bir şema çıkaracak olsam böyle olurdu. Gerisi teferruat. Hayatta bir şeylerde başarılı olamadığı, bir yerlere tutunamadığı için mi veya bir yere ait olmadığı için mi yoksa böyle bir zihinle doğdukları için mi; topluma, onların değerlerine ve sistemlere karşı çıkarak kabul etmeyen bunun dışında ne yapacağını bilmeyen insancıklar deriz artık bize kalmış. Kitabın ilk bölümü bu insancıklardan iki tanesi olan Kinyas ve Kayra’nın hayatlarını anlatıyor. Küçükken tanışmışlar. Büyüdükten sonra ailelerini ve ülkelerini terk etmişler. Ve bir yerlere gitmişler. Hikayeleri Afrika'da başlamış. Burada toplumsal olan her şeye karşı bir yaşam sürerler. Para çalarlar, adam öldürürler, kadın öldürürler, uyuşturucu ticareti gibi her türlü kötü şeyi yaparlar. Ve yakalanmamaya çalışarak kaçak bir hayat sürerler, oradan oraya giderler. Ve yazarlar. Aslında tüm bunları da kendi yazdıklarından okuyoruz. Burası kitabı en sevmediğim bölümüydü. Her şey çok kolay oluyordu ve sadece oluyordu. Karakterlerin felsefelerini, zihin dünyalarını birbiri hakkındaki düşüncelerini okumayı sevdim zaten bu kitapta işaretlediğim tonla alıntı da var ama bu ilk bölüm çok uzatılmıştı ve çok zor aktı. Yani sadece kötü şeyler yapıyorlar sonra daha kötü şeyler yapıyorlardı. Bu kısım bana çok gerçekçi gelmiyordu ya da ben öyle istiyordum. Ve bir yere de bağlanmıyordu. Bu kitabı yeraltı edebiyatını çok merak ettiğim için okumaya başladım. Ama ilk bölümü o kadar zor ve uzun sürede okudum ki bu türü hiç sevmeyen tarafta olacağımı düşünüyordum. Ancak bölüm boyunca aklımdan geçirdim. Kötüler nasıl kötü olabilirler. Nasıl yapabiliyorlar, nasıl pişman olmuyorlar yaptıklarından? Neden yapıyorlar? Herkes gibi ikisinin arasında bir yerlerde kalamazlar mıydı? Evet dünya da kötü ama dünyanın kötü olmasıyla “kendinin” kötü olması aynı değil ki. Biri senin sorumluluğunda, belki ikisi de. Dünyanın ve “kötülük yapmayan” insanların da kötü olması iyiliğin anlamını götürür mü? Kötülüğe mazeret olur mu? Tüm topluma, değer yargılarına ve sistemlere karşı çıkmak bunları mı gerektirir. O toplumdan ne farkın kalır iyicilik oynamadığın için. Yoksa zorunlu kötülük halkasının içinde miyiz her türlü? Onlar zaten her şeyi kötü gördükleri için kendilerini bu bütünün zorunlu parçası kabul ettiler aslında. Tüm o karşı çıkışlara rağmen. Kendilerinde sorumluluk yüklemediler. Sonra o kötülüklerin acısını daha çok kötülükle çıkardılar. Hep böyle olur. Ve onlar da bir yere varamadılar ama yollarına devam ettiler. Yaşayarak intahara. Zihni öldürmeye. Asıl amaçları buydu. Tek yol bu muydu? SPOİLER PERİLERİ . . . . . Ve ikinci bölüm: Kayra’nın yolu. Bu bölümde Kinyas Kayra’yı terk eder ve yollarını ayırırlar. Kayra Kinyas'a göre daha bir antipati duyduğum bir karakterdi. Her ikisi de kötü karakterler ama burada kendimi de sorguladım kötülük mü seçiyorum diye. Niye bir kötülük diğerinden daha çok “rahatsız ediyor”? Aynı zamanda bu bölümde yavaş yavaş kitabı sevmeye başladım. Artık bir yerlere bağlanıyordu çünkü. Kayra zihnini öldürmek için tüm gerekenleri tamamlıyor ve istediği zihinsel ölümü gerçekten gerçekleştiriyordu. Aslında bu kavram çok değişik bir kavram. Daha önce karşıma çıkmadı. Ben daha çok karakterlerin kendilerine ve çevrelerine daha çok zarar vermelerini ve artık son noktaya gelmelerini bekliyordum. Ama Kayra zihnini öldürdü. Bu tam zihni uyuşturmak da değil aslında. Çünkü bunu yapmak için kendini uyuşturan şeyleri bir bir terk ediyor ve zihni belki de artık uyuşmadığından istediği gibi oluyor. Ve yavaş yavaş zihinsel becerilerini kaybetmeye başlıyor. Ve her şey yok oluyor. “Burada hiçbir şey yok.” Ve son bölüm ise Kinyas’ın yolu. Beni en çok şaşkına uğratan ve en çok etkileyen bölüm. Kitabın ilk yarısından fazlasını yirmi günde okuyup geri kalan hepsini tek günde okudum. Ama en çıldırarak okuduğum bölüm buydu. Hem hiç beklemediğim şekildeydi hem de son derece gerçekçiydi. Kinyas tüm bunlara son vermek için ailesinin evine geri dönüyor. Onun yolculuğu da bu: normal bir insan olmaya geri dönmek. Normal bir hayata, bir aileye, bir işe, bir sevgiliye sahip olmak. Sanki kötülüğün yollarından hiç geçmemiş gibi. Ve bunu gerçekten başarıyordu. Zihnen bile normal, basit bir insana dönüyor hatta geçmişteki kendine ve yazdıklarına tamamen yabancı olabiliyordu. Eski kendine dönebiliyordu. Ve bunlar o kadar gerçekçi oldu ki. Kolay olmadı her an, her şey tersine dönebilecek gibiydi ama oldu. Ben bunun olabileceğine hiç inanmıştım. Ama o inanmıştı zaten. Aslında buna hala inanmıyorum. Bir insanın kötülüğünün sınırları var bence. O sınıra kadar geri dönebiliyorsun ama o sınırı geçtikten sonra artık iyi olma ihtimalin kalmıyor. Tüm kapılar kapanıyor, mühürleniyorsun. Burada baya sorgulamak lazım. İyi miyiz, kötü müyüz, ne kadar kötüyüz? Bir daha iyi olamayacak kadar mı? Beni en çok korkutan şeylerden biri. Ve Kinyas’ın gerçekten artık “iyi” olduğuna inanmasam da gerçekten normal olabiliyor. Normal de bu değil mi işte? “Burada her şey var.”
Kötülük
Kinyas ve KayraHakan Günday · Doğan Kitap · 202535,4bin okunma
·
147 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.