Yazarın okuduğum ikinci kitabı ve bu da beni hayal kırıklığına uğratmadı.
Postapokaliptik bir distopya okumak istiyorsanız kaçırmayın. Tek bir fark var. Burada ki kahramanlar hastalığa sahip olup yaşamaya çalışanlar.
Karanlık kitaplık serisinin bir kitabı olmasına rağmen bence korku öğesi yoktu. Hatta beni korkutmaktan ziyade gerdi, sinirlerimi zıplattı. Okuduklarımın olabilme ihtimalinin çok olası olması asıl beni geren nokta. Hastalık babında değil insan doğası açısından. İnsanlığın yitimi açısından.
Bir tür salgın. Ejderpulu. Hastalığa yakalananlar yanarak ölüyor. Hemşire olan Harper'da hastalığa yakalanıyor ve üstelik hamile. Bir akşam kocası onu öldürmeye geldiğinde, İtfaiyeci onu kurtarıyor ve hastalığa yakalanmış ve bununla başa çıkabilen bir grup insanın yaşadığı kampa yerleşiyor. Olaylar asıl bundan sonra gelişiyor. Çünkü biz insanoğlunun zalimliğinin nerelere kadar varabileceğini okuyoruz. Bir tür delilik. Her iki tarafa da sirayet eden bir tür delirme hali.
Harper, Nick ve Sarah en sevdiğim karakterler oldu. Kitabın son sayfalarına kadar da gerilim hiç düşmedi.
İtfaiyeciJoe Hill