·384 syf.····Okunma: 17 Ekim 2023 16:19 Avına Av Olmuş Avcının Hikayesi
Bildiğiniz üzere Gülseren Budayıcıoğlu bir psikiyatrist, kitaplarında hastalarının hayatlarını anlatıyor. Bu kitapta da Kenan Baran'ın aslında Orhan Vural'ın hikayesini anlatıyor. Biraz kafanız karışmış olabilir şöyle anlatayım;
Yazar karakterleri tanınmasın diye onlara başka isimler koyuyor Orhan Vural da bunlardan biri. Gerçek adı Kenan değil aslında Orhan ve kitapta mesleği inşaat mühendisi olarak söylenmiş bu da yanlış kendisi maden mühendisi. Sen bunları nereden biliyorsun diye sorarsanız da biraz araştırma sonucu çünkü kitapta Kenan Bey öyle bir anlatılmış ki (birazdan bahsedeceğim) merak etmemek elde değil.
Konuya gelirsek kitapta Kenan Baran diye bir adam var. Çok yakışıklı ama çok yakışıklı demek bile belki doğru kalmayabilir. Her görenin bir kere daha dönüp baktığı cinsten. Erkeklerin bile içten içe kıskandığı bir adam. Başka bir deyişle "Erkek Güzeli"
Kitabın diğer karakteri Fadi (Fatoş) Kenan Bey'in sevgilisi aslında sevgililerinden biri çünkü Kenan Bey herkesi aldatıyor bu eşi Handan da dahil. Fadinin özelliği ise şu;
Kenan Bey aslında bir kadınla sevgili olduktan bir süre sonra ondan sıkılır ve onu bırakır. Ama Fadi ile on yılı aşkın gizli bir aşk yaşıyorlar, daha doğrusu Fadi yaşıyor. Kenan daha çok Fadiyi dinlenme, stresini yorgunluğunu attığı yer olarak görüyor.
Diğer bir karakterimiz ise Handan;
Handan Kenan Bey'in nikahlı karısı. Aslında başta boşanmışlar ama daha sonra tekrar evlenmişler. Boşanmalarının sebebi de şu;
Handanın en yakın arkadaşı ile Kenan Bey birlikte olmuş bunun sonucunda ayrılmışlar ama Handan başka bir deyişle Kenansızlığa dayanamadığı için tekrar beraber olup evlenmişler.
Kitabın konusunu aslında karakterleri tanıtırken kısaca anlatmış oldum. Kısaca Kenan Bey sürekli başka kadınlarla birlikte olan her sevgilisini başka bir sevgili ile karısını ise defalarca aldatan bir adam. İşte yine günün birinde Fadinin evine gidiyor (10 yıldır beraber olduğu sevgilisi) Fadinin aklında kaç zamandır evlilik düşüncesi geçiyor bunu Kenan ile paylaşıyor. Kenan ise neredeyse son üç dört yıldır Fadiyi eşimden boşanacağım diye oyalıyor. Halbuki öyle bir planı yok. O akşam da Fadi'ye eşi Handan'ı boşayacağını hatta nikah tarihleri için gün bakmaya başladığı yalanlarını söylüyor. Fadi inanıyor ama arkadaşlarının da ona söylediği gibi artık Kenan'a güvenmemeye başlıyor. Ertesi gün Kenan'ın en yakın arkadaşı evleniyor. Kenan'ın bu davete Handan yani karısı ile gitmesi gerek. Daha sonra evine geliyor hazırlanırken, Fadi arıyor Kenan'a birlikte yemeğe gitmek istediğini hem bu nikah işini konuşmaları gerektiğini anlatıyor. Kenan ise işim var diyip telefonu kapatıyor. Fadi bir kez daha arıyor Kenan açmayınca Kenan'ın evine gidiyor. Ve her şeyin başladığı o ana tanıklık ediyor.
Bundan sonrası kitabın asıl başladığı yer aslında. Çünkü Fadi burda her şeyin yalan olduğunu on yıl boyunca bu adama boş yere hizmet ettiğini ve her şeyin palavradan ibaret olduğunu anlıyor. Kenan ve Handan'ı süslenmiş bir şekilde arabalarına giderken görüyor. Kendisine Handan'ı boşayacağım diyen Kenan'ı Handan'ın elini öperken, kapısını açarken görmesi üzerine her şeyin bitmesi de bir oluyor.
Daha sonra: Fadi Kenan'dan ayrılıyor ve yolları sırasıyla Gülseren Budayıcıoğlu'nun kliniğine düşüyor önce Fadi daha sonra Kenan hatta daha sonra Handan...
Benim burda doktoru eleştirmek istediğim bir yan var önce Fadi gelip Kenan'ı anlattığı için doktorun Kenan'a karşı bir önyargısı oluyor. Ve Kenan kliniğe gelince önyargısı kısmen devam ediyor bence bir doktor tamamiyle önyargısız bakmalı hastasına, özellikle de psikolog ise. Ayrıca kitapta neredeyse 100-200 sayfa Kenan üzülmesin diye gerçekleri söylemekten çekindi doktor, bu da normal hayatta 2-3 yıl yapıyor. Daha sonra ise gerçekleri söyledi ve Kenan kendini buldu. Burda kızdığım nokta ise şu neden daha önce söylemedin? Neden daha önce bunu yapmadın? Cevap olarak da Kenan Bey'i üzmekten korktuğunu söylüyor. Bir korkarsın iki korkarsın ama sonunda patlarsın ya adama 2-3 yıl boyunca üzülmesin diye gerçekleri söylemedin. İş işten geçtikten sonra patlayıp gerçekleri söylemenin ne anlamı kaldı? Bunu yapmadığı gibi bir de Kenan gerçekleri göremiyor diye Kenan'ı suçluyor. Tamam adam görememiş olabilir zaten senin kliniğine gelmesinin amacı ne? Kenan'ı suçlamakla geçti kitap ama bence suçlulardan birisi de doktordu.
Ayrıca kitapta sürekli bir kader motifi geçiyor ama bu kader motifini nasıl değiştireceğimizi ya da nasıl farkına varacağımızı söylemiyor kafayı yedirtti açıkcası.
Onun dışında kitabı beğendim, dili akıcı ve güzeldi. Hiçbir bölüm sıkmadı. Ayrıca iki farklı bakış açısıyla yazılması ise kitabın yazım dilini kolaylaştırmış ve daha dikkat çekici olmasına sebep olmuş. Kitabın hayatıma kattığı güzel bir nokta ise şu psikolojik kitaplara olan ilgimi arttırdı ayrıca bölüm olarak psikoloji okumayı düşünüyordum bir ara ama Fadi'nin hayat hikayesini okuyunca psikoloji okumaktan galiba vazgeçtim. Çünkü gerçekten zor bir meslek ve bu gibi hayatları yaşayan daha kimler kimler var hatta daha fazlasını yaşayanlar var. Bunları kaldırabilir miyim diye düşündüm... Gerçekten de zor bir meslek
Ayrıca şimdi söyleyeceklerim yüzünden eleştiri alabilirim ama yine de söylemek istedim. Psikologlar tabii ki saygı duyduğum insanlar. Kolay bir meslek yapmıyorlar. Ama şunu söyleyeceğim psikologa gitmenin ilaç almak dışında bir faydası olmuyor galiba, dediklerim yanlış olabilir bunu şu yüzden düşündüm çünkü psikologlar yönlendirme yapamıyorlar kişinin hayatına etki etmemek için. Ee o zaman psikologa gitmenin ne gibi bir faydası var? Yani bir insana derdini anlatmak faydalı olabilir ama bunu herhangi bir kişi de yapabilir. Tabii yadırgamadan dinler mi bilmiyorum. Ama ben bu şekilde düşünüyorum.