Serenad Zülfü Livaneli kitaplarından ister istemez hep kaçtım sebebi ne bilmiyorum ama şuanda çok büyük bir pişmanlık duyuyorum. Okuduğum ikinci zülfü livaneli eseri. Huzursuzluk eserini okuduğumda direk bu kitaba geçtim ve hayranlıkla okudum bitirdim. Zülfü livaneli hiçbir kelime ile tarif edilmeyecek kadar büyük yazar ondan dolayı boşa kelimeler sarf etmeden direk kitabın içeriğinden bahsetmeye başlıyorum. Her şey, 2001 yıllında Şubat ayında soğuk bir gün, İstanbul üniversitesi'nde halkla ilişkiler görevini yürüten Maya DURAN ABD'den gelen alman asıllı Profesör Maximilian Wagner'i karşılamasıyla başlar. 1930'lu yıllarda İstanbul Üniversitesi'nde hocalık yapmş olan profesörün isteği üzerine, Maya bir gün onu Şile,ye götürür. Böylece, katları yavaş yavaş açılan dokunaklı bir aşk hikayesine karışmakla kalmaz, dünya tarihine ve kendi ailesine ilişkin birtakım sırları da öğrenir. Serenad, 60 yıldır süren bir aşkı ele alırken ister herkesin bildiği Yahudi Soykırımı olsun isterse çok az kimsenin bildiği Mavi Alay bütün siyasi sorunlarda asıl harcananın, gürültüye gidenin hep insan olduğu gerçeğini de göz önüne seriyor. Okurunu sımsıkı kavrayan Serenad'da Zülfü Livaneli'nin romancılığının en temel niteliklerinde biri yin başrolde: İç içe geçmiş, kaynaşmış kişisel ve toplumsal tarihlerin kusursuz dengesi Zülfü Livaneli