Serçeparmakla verilen sözlere ne kadar itibar edersiniz? Tamam, bazı insanlar vardır ya hani; verilen sözleri kutsal sayar ve oku tutabilmek için elinden geleni ardına koymaz. Bazıları ise sözlerine pekte itibar edilmez, kısaca sözler onun için suya yazı yazmak gibidir. İşte bizim bu hikayede başladığımız yer Riley'nin kardeşine verdiği sözdü. Trajik bir kaza sonucu felç kalan genç Gavin'nin tek hayali futboldur. İkizi Riley ise arka bahçede kardeşi Gavin ve Zeke ile birkaç penaltı ve sağlam birkaç vuruş yapan sanat sevdalısı bir kızdı.
Söz kutsaldır ilkesiyle Riley önce lise daha sonra üniversite amerikan futboluna girer. Peki ya onun hayali? Ertelenebilir, ikizim için onun yerine forma giyebilirim dedi fakat iş yıldız oyuncusu olana kadar çıkacaktı. Bu hikayede aşk nerede? Oraya hem kazaya sebep olduğu için -arabayı kullandığı için- vicdan azabı ile cebelleşirken bir yandan hayatında becerikli olduğuna inanarak sevdiği tek şeyin futbol gerçeğini bağıran bir Zeke'i yerleştirelim. Bununla kalsa iyi; bir o kadar korumacı abi rolününü -kimi kandırıyorsun(!)- üstlenen Zeke, Riley'nin oda arkadaşıda oluyor.
Biraz hırs, bolca başarı, çokça kahkaha ve tepeleme eklenen aşk; bu tarifi beğenenleri buraya alalım. Nefretten aşka dönüşüp biz fani okurlara geçen güzel bir kitap! Serinin devamını merakla bekliyorum ve acil gelmesini istiyorum. Çünkü duyumlarıma göre 2. kitap "1'incisi ne ki?!" dedirten cinsten.
#adiloyun #faircatch #kandisteiner #martıyayınları