Alıcısına hiç ulaşmayan bir mektup...
Açıkçası Kafka yazılarına çok hakim değilim o nedenle bu kitabı başlarda okumanın benim yazarın kitaplarını okurken bakış açıma çok faydalı olacağını düşünüyorum. Yine de bu kitabın incelemesini yazmak kısacık bir kitap olmasına rağmen şuan inanılmaz zor geldi gözüme, üçtür yazıp yazıp siliyorum...
Kafka aslında çocukluk döneminde şiddet görmüş bir çocuk. Evet, belki babası dayak atmamış, dövmemiş onu ama psikolojik şiddetin de en az fiziksel şiddet kadar çocuk gelişimine zarar verdiğinin farkında olmak gerek. Nitekim, Kafka'nın çok yüksek bir duygusal zekasının olduğunu düşünmeye başladım kitabı okuduktan sonra. Çünkü çocuk yaşta yaşanmış ve bu kadar travmatize olmasına rağmen böyle güzel algılayıp nedenlere dayandırması, bir de üzerine bu durumlar ne şekilde olsaydı daha sağlıklı bir ilişkileri olacağını düşünmesi, bunu anlamlandırması bence gerçekten takdire şayan bir şey.
Hem ebeveynlik açısından (olumsuz örnek yetişkin zaman için çocuğun psikolojisini ne şekilde etkiler) hem de kendi ailemizle ilişkilerimizi sorgulayıp kendimizden bir parça bulmak açısından çok değerli olduğuna inanıyorum. Okurken gerçekten zevk aldığım bir kitaptı.
Olgunlaşmamış Ebeveynlerin Yetişkin Çocukları okuyanlar şuan dediğimi daha iyi anlayacaktır ancak Kafka'nın kitapta tanımlanan haliyle çok tipik bir içselleştirici olduğuna inanıyorum. Zamanla babasına ve sürekli onun arkasında durduğu için annesine olan kötü duyguları, pişmanlıkları, hayal kırıklıkları ve nefreti birike birike Kafka'nın içinden kağıda taşmış ancak onun bu yardım çığlığının gidemediği tek yer aslında olması gereken tek yermiş. Babasına asla ulaşamamış...
Okurken zaman zaman okumakta zorlandığım kısımlar oldu, bazı cümleler çok yordu, bence bazıları anlamsızdı. Çeviride de zorlanıldığını düşünüyorum. Ancak kitabın hikayesine saygı duyuyorum. Bence, aileyle alakalı travmalar her zaman en zor olanlardır. En yakınınız sizi daima en derinden yaralar...
Okuduğunuz için teşekkür ederim.