İki at var, ölmez. Yaşama suyu içmiştir ikisi de... Birisi Hazreti Ali'nin Düldül atı, ötekisi de Köroğlu'nun Kıratı. Hiç bir insan bu iki atın eriştiği payeye erişememiştir, bu nedendir acep? Bilemem, dedi Yel Veli. «Ben bunları hiç bilemem. Çok koşarlar. koşarlar da ölüm onlara hiç bir zaman erişemez, dedi Molla Haydar gülerek, <Allah o iki at gibi kimseyi etme sin... Dünyanın sonuna kadar çok acı, çok yoksulluk, çok ölüm, çok acı görecekler. Yanlarında yörelerinde dünyalar yıkılacak. onlar öyle seyirci kalacaklar. Her gün her gün, her ölenle ölecekler, her acı çekenle acı çekecekler. Allah bu atları neden sevmez ola ki, bu ikili atı ölümsüz kılmış
Bilemem, diye bağırdı Yel Veli.
«Dur bağırma, dedi Molla Haydar. O atlar döğüşüyorlar. Düldül kardeşlik, hem de barış, hem de hürriyet için savaştadır. Kırat eşitlik için daha kan revan, içindedir. Allah onlara ölümsüzlük belasını vermiş ama, vazife de vermiş. Yaa, Yel Veli!