Ben sana, “Mektuplar seyrekleşir, seyrekleşir günün birinde hiçbir şey yazılmaz olur; dostlukta kendiliğinden biter derdim.” Böyle yazmış Orhan Veli hissetmiş gibi yaşamı böyle olsun istemedi belkide o bu hayatta iki şeye tutunuyordu. Biri sevdiği kadın diğeride ona olan aşkından dökülen şiirlerdi. Garip akımının öncüsüydü, şiirde kurala ve düzene karşı çıkmıştı ama o garip kelimesini belkide yanlış anlamıştı, kimsesiz garip biriydi bu onun kaderi gibiydi, kimsesiz, acz duyuyordu kendine . “O kadar kötü vaziyetteyim ki Nahit, tasavvur edemezsin. Günlerce postaya mektup atacak kadar para olmuyor mu? diyorsun. İnan günlerce olmuyor. Geçenlerde bir gün bu imkanı temin edebilmek için yani sadece sana mektup yazabilmek için, yürüye yürüye İstanbul'a gittim.” Aşk bazen her şeye yetmiyor gibi karşılığı olmayabilir ama o sevmeye yenilmişti belki de en büyük hazinesiydi bu. Mektupları bazen sitem doluydu ama o hep sevgisine olan ihtiyacındandı belki de
“Bana inanma, beni sevme, beni anlama, hepsine razıyım; yeter ki ben seni seveyim. Seviyorum da.” demişti. Ölümünden sonra sevdiği kadının ona yazdığı ve okuyamadığı mektupta ilk cümle “Orhan cevapsız mektup yazmak çok garip oluyor, geçen akşam seni rüyamda gördüm.” Belki de hayat sonunda hissettiriyor ama zaman insanları yeniyor. Hayat geç kalışlları affetmiyor. Orhan Velinin ölümünden sonra cebinde bir diş fırçasına sarılı bir kağıt üstünde sevdiği kadına yazılı şiiri.
Adı Aşkın Resmigeçiti.
Hiçbirine bağlanmadım.
Ona bağlandığım kadar
Sade, kadın değil insan.
Ne kibarlık budalası,
Ne malda mülkte gözü var.
Hür olsak der
Eşit olsak der
İnsanları sevmesini bilir.
Yaşamayı sevdiği kadar.
Kitap hakkında diyeceğim incelemesimi yazdığım en zor kitap. Bunca duygu karşısında kendimi yetersiz gördüm. Herkesin okumasını isterdim , Türk Edebiyatının önemli isimlerinden Orhan Veliyi tanımak isteyenler 64 yıl sonra ortaya çıkan bu mektupları okumasını tavsiye ederim.