·56 syf.··Beğendi
···Okunma: 29 Ekim 2023 19:34 Henüz 19 yaşındayken ilk kitabını (Eddy’nin Sonu) yazan, 21 yaşında yayınlatmayı başaran, 30 Ekim 1992 doğumlu, genç Fransız yazar Edouard Louis.
Edouard Louis, ilk kitabını yayınlatmak için götürdüğünde, yayınevi yazılanları “gerçek olamayacak kadar abartılı bir kurgu” olarak görüyor ve basımını kabul etmiyor.
Yazar, varoluşçuluk üzerine yazdığı otobiyografik kitaplarının yayımlanmasıyla ülkesinde büyük tartışma yaratmış.
Yazdıklarının kurgu olmaması ve tüm çıplaklığıyla kaleme alması sebebiyle, başta ailesinden olmak üzere, çok sert eleştiriler almış. Öyle ki bu dönemde kimliğini değiştiriyor (ismini), ailesinden ayrılıyor.
Öte taraftan entellektüeller ve sanatçılar tarafından büyük destek görmüş. Özellikle üniversitede hocası olan akademisyen, sosyolog Didier Eribon’un büyük desteğini görüyor.
Otobiyografik yönü ağır basan bir kitap, kurgu metin değil. Yazarın otobiyografi olarak yazdığı üçüncü kitap (dördüncü kitabı henüz Türkçeye çevirilmedi), bilinenin aksine seri kitap değil, ayrı ayrı da okunabilecek kitaplar.
Babamı Kim Öldürdü kitabının güzel bir çeviri hikayesi var: Yazarın, yazım sıralaması olarak bakıldığında üçüncü kitap fakat Türkçeye çevirilen ilk kitabı.
Kitabın daha çevirisi yapılmadan önce oyun olarak tiyatroda (Kemal Aydoğan’ın yönetmenliğinde, Onur Ünsal’ın oyunculuğu ile Moda Sahnesi’nde) sahnelenmek istiyor. Bu vesile ile kitabın çevirmeni Ayberk Erkay, kitabın yazarına ulaşıyor. Yazara kitabın oyun olarak sergileneceğini bu yüzden çevirisini yapmak istediğini açıklıyor. Üçüncü kitabı olmasına rağmen Louis, Türkiye’de tanıtımının bu kitap ile olmasını kabul ediyor ve tiyatroda oyun olarak sergilenme fikrini de beğeniyor.
İyi bir yazar olma yolunda gelecek vaadeden Edouard Louis, aynı zamanda politik bir aktivist. Bu metinde de bu yönünü görüyoruz, çok sıkı politik eleştirileri var. Siyasilerin göçmen politikaları eleştirisi kitapta fazlaca yer buluyor. Günlük yaşamında da “göçmenlerin insan haklarına daha saygılı bir şekilde karşılanmasını savunan” eylemlere imza atıyor.
Babamı Kim Öldürdü kitabı Mayıs 2018’de yayımlanmış, adından da anlaşılacağı üzere, yazar babasından bahsediyor. Daha çok homofobik bir baba ile oğlu arasındaki sessizliğin şiddetini okuyoruz. Bu kitap ebeveynler için tokat niteliğinde bir yüzleşme hikayesi.
Metinde, yazar babasının bir iş kazası sonucu bedeninin günden güne mahvının sebebi olarak sorumlu tuttuğu siyasilerin isimlerini tek tek yayınlıyor. Bu kısmı çok çarpıcı ve çok cesurca, haliyle oldukça da ses getiriyor. Hükümetin politik yasalarının yanı sıra bizzat politikacıları da eleştiriyor, esasen hesaplaşıyor.
Eleştirilen politikacılardan biri olan Martın Hirsch bu kitabın yayınlanmasından bir kaç ay sonra “Babanı Nasıl Öldürdüm” adlı kurgusal bir kitap yayınlayarak Edouard Louis’e cevap veriyor.
İncecik ama çok yönlü bir kitap. Yazar kitapta, cinsel kimlik, egemen olan ataerkil yapı, ırkçılık, sınıf farklılığı, homofobi, şiddet (aile içi şiddet, devlet şiddeti, özellikle toplumsal şiddet) gibi bir çok toplumsal meseleyi dramatikleştirmeden, trajediye dönüştürmeden kaleme almış. Bunda yazarın duyarlı bir insan olmasının yanı sıra sosyoloji eğitimi almasının da büyük katkısı olduğunu düşünüyorum.
Herkesin iki saatini ayırıp okuması gerektiğini düşünüyorum, bu kitabı.
“Ömrün boyunca Fransa'nın tek sorununun yabancılar ve eşcinseller olduğunu tekrar edip duran sen, şimdi Fransa'daki ırkçılığı eleştiriyorsun, sana sevdiğim adamdan bahsetmemi istiyorsun.”