Puan vermedi·256 syf.··Beğendi
· Menekşe Toprak'ın Arı Fısıltıları dışındaki tüm kitaplarını okudum.Dejavu'nun içeriğini duyunca oldukça meraklandım.
Sevdiğim bir yazarın, sevdiğim bir başka yazarı, kurgusal bir metin ile tekrar yaratması çok heyecan verici geldi bana.
Suat Derviş; Hitler öncesi, Berlin'de, yazarak hayatını kazanmış yazar. Üstelik şarklı kadın yazar olarak kategorize edilmesine karşı, mücadele veren bir yazar.
Romanda, bir kadın akademisyen aracılığı ile yaklaşık 100 yıl önce Berlin'de yaşamış olan Suat Derviş'in izini sürüyoruz.
Akademisyenimiz, işsiz kalmak üzere ve tıpkı Suat Derviş gibi Berlin'de tutunmak zorunda.
Bir yandan, Berlin'de Suat Derviş'in izini süren akademisyen kadının yaşamını okurken, bir yandan da onun kurgulamış olduğu Suat Derviş ile karşılaşırız.İç içe geçmiş iki ayrı hikâye akar roman boyunca.
Her iki kadın da hayat mücadelesi verir, benzer hayal kırıklıkları, benzer zorluklar yaşar.Dejavu ismi buradan geliyor olmalı.
Suat Derviş'in, Sabahattin Ali ve yıllar sonra eşi olacak Reşat Fuat Bey'le karşılaşmaları çok hoştu.
Bir de Nâzım Hikmet'e yazdığı mektup...
Özellikle, Suat Derviş severlerin, Dejavu'yu da listelerine eklemelerini tavsiye ederim.
Ben zevkle okudum.