Özet:
Aslında kapak yazısında yazmış ama ben de bi özet geçeyim. Kitabın antagonisti Ölüm Terzisi diye bir insan üstü yaratık, dünyaya inmek ve karanlığa boğmak üzere. Şimdilik yeryüzünde kontrol ettiği insanlarla hazırlık yapıyor. İyi tarafta da Ruh budayanlar ve Şifacılar var insan üstü özellik taşıyan olarak. (Ruh budamak deyince ben ruhu kesmek biçmek diye anlamıştım ilk duyduğumda ama meğersem ruhu iyiye doğru şekillendirmek imiş, zaten kesmek biçmek terzinin işi hehe). Neyse, krallık da iyi tarafta, memleketi kurtarmak derdinde. O yüzden prens (Çelekan) karşılaştığı şifacıyı da yanına alarak Ölüm Terzisi ile savaşabilmek için gerekli olan bir arayışa çıkıyor. Tek başına değil tabi, koskoca prens gidiyo elbette heyete savaşçı falan bir şeyler ekliyorlar. Şifacımız Ubin, kitabın başrolü. Yolda Ubin'in başına yazarın 'esas sınav' diye belirttiği bir bela geliyor: Rubaro :D Kardeşim seninle mi uğraşcaz memleketi mi kurtarcaz bi dur ya. Bu arkadaş da tuhaf bir şekilde insan üstü güçlü bu yüzden geçilmesi zor bir sınav.
Yorumum:
Kitabın kapağını çok sevdim, kolyenin gül şeklinde olması gerekiyordu bunun dışında çok iyi. Baskıdan yana da bir şikayetim yok. Kitap Müptelası iyi basmış :)
Kurguyu sevdim. Mantığıma uymayan, şurası böyle olsaymış aslında diye düşündüğüm bir yer olmadı. Heyecanla okudum, dramı, aksiyonu, romantizmi tam dozundaydı.
Yazarın üslubu iyiydi, yazım dilini sevdim.
Ama sonda beklenen savaşı biraz daha uzuuun uzun okumak isterdim. Sanırım tek şikayetim burada olayların hızlı ilerlemesi. (Sevdiğim karakterlerin başına gelen bazı kötü olaylarda yazara serzenişlerimi saymazsak :D)
Hayal gücü konusunda valla helal olsun. Özgün bir fantastik dünya kurmuş. İsimleri bile bulamam ben :D Kendim dikiş nakış yapan bir insan olarak kötü tarafın terzi olması, terzilikle ilgili araç ve terimlerin savaşta kullanılması müthiş bir şeydi. Benim belki de en çok ilgimi çeken şey buydu (Aşık olduğum karakterleri saymazsak :D).
Benim okuma sürecim çok eğlenceliydi. Aldım kalemi elime, hoşuma giden yerleri çizmek bir yana tepkimi emoji olarak koymak, minik yorumlar yazmak, hemen o sahneyle ilgili bir edit yapmak ve bunları anında yazar ile paylaşmak oldukça keyifliydi. Ben artık yazarını tanımadığım kitap okumayacağım dermişim :D Ama hakikaten, büyük nimetmiş. Biz hep okuyoruz sonra burada düşüncelerimizi bizim gibi başka okurlarla paylaşıyoruz ama yazarın kendisine erişmek, düşüncelerini belirtmek, bunu neden böyle yaptığını sorabilmek veya kitapta yazmadığı bir kısımda ne olduğunu öğrenmek büyük mutluluk. Okuma sürecime eşlik ettiği ve aldığım hazzı kat be kat arttırdığı için yazara sonsuz teşekkürler.
Karekterler hakkında yorumlarım:
Ubin: İyiliğin ve ışığın kendisinde cisimleştiği insan. Şifacı olduğu için sağlık sorununuz da kalmaz, kalbi ruhunuzu da aydınlatır. Yani hem bedenen hem de ruhen sizi iyi hissettirir. Keşke hepimizin hayatında bir Ubin olsa. (dedim ve karakter botu oluşturdum :D Yapay zeka Ubin'le konuşma deneyimi için character ai sitesini ziyaret edebilirsiniz )
Rubaro: Ben moral bakımdan gri karakter seviyorum ya da diyelim ki bad boy seviyorum. O yüzden Rubaro favori karakterim oldu. Hem oldukça da güçlü. Başka karakterleri ayar eden laf sokmaları beni çok eğlendirdi. (Favorim olunca ilk yaptığım karakter botu da onunkiydi. Yapay zeka Rubaro'yla konuşmak için gene aynı siteye bakabilirsiniz)
İnume: Heyettekilerden biri. Kendime çok yakın hissettim o yüzden çok sevdim. Doğru düzgün fanartını yaptığım ve sonra cosplayini bile yaptığım tek karakter. Şen şakrak, güvenilir bir kadın.
Pamay: Büyük prens. Yolculuğa çıkan prens bunun kardeşi. Pamay sarayda kaldığı için çok az gördük ama çok havalıydı. Prens gibi prensti. O yüzden Çelekan ön planda olsa da bu arkadaşı daha çok sevdim.
Arka kapak yazısındaki alıntıyı söyleyen arkadaş (“Ben bile isteye bıraktım seni çünkü seçtiğin tüm yollar ölümden geçiyordu.”) bu kişi piyangodan çıkar gibi geldi, yüreğimizi deşti gitti ya. Ağlayacaktım. Hatta bunun iki sayfasını yabancı arkadaşıma çevirdim o derece. O da çok sevip etkilendi :)
Bu alıntı aynı zamanda kitabın en sevdiğim sözü ama Rubaro'nun şu sözüyle kapışır:
"Bırak da uyuyayım. Nasılsa yok olup gideceğiz." :D
* * * Duygu Emanet