"Uzmanlara göre taklitçiler, bir tabloyu taklit ettiklerinde tablodaki nesnenin yüz yuvarlaklığı ya da beden pozisyonu gibi temel ve önemli ayrıntılara dikkat ederler; fakat kulak memesi, parmak ve ayak tırnağı gibi küçük ve tali ayrıntılarla nadiren ilgilenirler. Bu da eseri kusursuz bir şekilde taklit etmelerini engeller. Hatta bazıları, aynı düşünceden yola çıkarak herkesin önemsiz bulduğu küçük detayları fark eden kişilerin daha önce tanık olmadıkları bir olay ya da nesne hakkında bir imge oluşturabileceklerini iddia ederler." (Kitaptan bir alıntı)
Kitabı çok severek takip ettiğim (https:// instagram.com/birvoxnihilii) den görüp aldım ve kolektiftravma ile ilgili olan bu kitabı okumak beni nasıl etkiledi emin değilim. Hani bir olay karşısında savaş-kaç ya da don tepkisi veririz ya ben de şuan bir donma tepkisi veriyorum. Kitap çok akışkan ve kısaydı. İki kadının yaşamını bağlayan küçük bir ayrıntının sınırların net olmadığı, savaşın susmadığı bir yerde bireyi nasıl etkilediğini okumak oldukça garipti. Ve buna maruz kalan sürülen insanların hayatı severek anlamlandırarak haz alarak yaşamak yerine hayatta kalmaya çalışarak sürdürmesini ikinci bölümde kadın karakterin gözünden okumak bir o kadar da üzücü ve yaralayıcıydı benim için. Hala kitabın etkisindeyim ve bilmiyorum. Neden diye soruyorum? Yazar umut veren bir anlatı sunmuyor sadece gerçekleri dehşeti küçük ayrıntısıyla sunmaya çalışıyor. Ve bu küçük dokunuşlar gerçekten de etkiliyor. Bu yönden kitabı sevdim. Bir başka alıntı bırakarak devam edeyim:
"Bir kere daha söyleyeyim; bir grup asker bir genç kızı esir alırlar, sonra da tecavüz edip katlederler. Ve bu olay, çeyrek yüzyıl önce doğum günüme denk gelir. Başkalarının hiç de dert etmeyeceği bu küçük ayrıntı, biliyorum ki ne kadar unutmaya çalışırsam çalışayım peşimi bırakmayacak."
Beni de bırakmayacak... Hele şuan o topraklardaki binlerce masumun ölümünü görüp hiçbir şey yapamadıktan sonra.Yahudi, Müslüman, Hristiyan dini ırkı dili ne olursa olsun barış isteyenler olmasına rağmen savaş isteyenlerin insanlığı öldürdüğünü, masum sivilleri öldürürken saçma sapan bahanelerle eylemlerini aklamaya çalıştıklarını gördükten sonra peşimi bırakmayacak…İnsanlara masumlar ölüyor deyince dini dili ne diye sormalarını; İsrailli masum bir çocuk- siville, Filistinli masum bir çocuk-sivilin farklı olmadığını anlamayıp umursamadıklarını görünce ve benimde insanlığa olan ümitlerim kaybolunca küçük bir ayrıntı (hatta sayı) haline gelen bu insanların yaşama kattığı ayrıntılar peşimi bırakmayacak…
İnsanlık ölürken bende oluşan bu umutsuzluk peşimi bırakmayacak…
Savaşın olmadığı bir dünya umut ediyorum yine de…
Not: İsrail-Filistin Meselesi , adlı çok güzel bir çizgiroman var israil Filistin meselesini anlatan. Olabildiğince tarafsız ele alıyor konuyu. (Tabii savaştan önce umutla okumuştum iki ülke için barış umarak. şimdi Hamas nasıl bir terör örgütü ise ve Filistinlileri temsil etmiyorsa ki aynı şekilde İsrail bir terör ülkesiyse (özellikle netenyahu hükümeti )ki bütün İsraillileri ve Yahudileri temsil etmiyorsa (ki çoğunluğu barış istiyor, peace now, Jewish voice for peace gibi hareketler var) bu kitapta umutsuzluğu temsil etmiyor.)