·430 syf.····Okunma: 14 Kasım 2023 18:14 Yaşamı boyunca doktor rolüne bürünmüş Breuer ve çağının ötesine seslenen, kendini yalnızlığına sürgün etmiş, bir "peygamber" Nietzsche... Her ikisi de rollerini yaşamları boyunca öylesi benimsemiş ki birer insan oldukları gerçeğinden istemeden de olsa uzak düşmüşler. Kitabın ismi burada anlam kazanıyor aslında "When Nietzsche Wept"
Nietzsche ve Freud'un ele aldıkları meseleler konusunda temel bilgilere sahiptim. Her ikisinin de kitaplarını ve Zweig' ın biyografilerini daha önce okumuştum. Kitaptaki çoğu karakterin dışında yazarın da bir psikanalist olması en azından işin psikolojik temellerinin sağlam olduğuna dair ön yargılarımı tatmin etmişti. Kitabı okurken beni karşılayan en büyük sürpriz ise sanırım kurgusu oldu. Kitabı böyle akıcı ve okunası kılan şeyin karakterlere verilen doyurucu arka planla beraber bu kurgulama zekasında yattığını söylemeliyim.
Üstünde durmam ne kadar büyük önem arz etse de ben Nietzsche'nin bengi-dönüş,amor fati, güç istenci gibi kavramlarına ve Freud'u işin içine sokan hipnopedya kısmını açıklama girisiminde bulunmayacağım. Bunlar üstüne okumalar yapmış dahi olsam benden kat ve kat daha iyi bilgi verebilecek kitap ve kaynaklar var.
Kitabın beni etkileyen yanıysa psikoji ve felsefi yoğunlu bu denli fazla olan bir meseleyi yazarın kusursuza yakın bir kurgu içinde vermesi oldu. Spoiler vermemek adına çoğu bölümde ne denli sarsıldığımı dahi söylemekten çekiniyorum. Ancak şunu söyleyebilirim: Nietzsche Ağladığında, bu koca insanın dahi korkuları ve endişeleri olduğunu gördüm. Nietzsche'nin ve benim korkularımızın, insanlığımızın, farkına varmamız ise bir dost ile oldu; Doktor Breuer ile...