Puan vermedi·536 syf.····Okunma: 18 Kasım 2023 13:47 "Çocukluğun taşıyamadığı merak yegâne müdafaam benim. Gafletin bir kefareti olsa katbekat ödeyebilirim. Ama yok."Yitik zamanın peşindeyim."
Kitabı okumadan önce çok sıkıcı olduğunu düşünmüştüm lakşn öyle değilmiş. Yine de zor okuduğum bir kitap oldu.
Kitap, ilk olarak eski fotoğraflara bakan bir kızın anlatımıyla başlıyor. Fotoğraflara bakan kız Setterhan'ın ( Taht-ı Süleyman'da halı tücarlığı yapan ailenin çocuğudur.) ve Zehra'nın (Balkan Savaşı'nda abisi İsmail ve sevdiği adam Celil Hikmet' i kaybetmiştir.) torunudur. Setterhan, halı tüccarlığı yapmaktadır. Orada da çok güzel halı dokuyan kıza, Azam'a aşık olur. Bunu Setterhan'ın babası Mirza Han fark eder ve Setterhan'ın işinden sonra Azam ile nişanlanmasını planlar. Bu planlanan nişan töreninden Azam ve Setterhan'ın haberi yoktur. Bu sırada Setterhan gittiği yerde Piruz ile arkadaş olur. Piruz, Setterhan'ın daveti üzerine Taht-ı Süleyman'a halılara bakmaya gider. Halılara baktığı sırada Azam ile karşılaşırlar ve Azam ile Piruz birbirlerine aşık olup kaçarlar. Oranın töresine göre Setterhan ikisinide öldürmelidir aksi takdirde orada yaşayamazdır. Setterhan ikisinide öldürmediği için de orayı terk eder. Böylece Setterhan önceden tanıştığı kadının yani Sofia'nın yanına gider ve orada kalmaya başlar. İkiside birbirine aşıktır fakar Sophia'nın gözü yüksekte olduğu için bu aşkta yarım kalır. Böylece Setterhan Trabzon'a yerleşir.
Zehra ise abisiyle birlikte annesi ve babası ölünce, Trabzon'da babaannesi ve dedesiyle yaşamaya başlar. Ayrıca Zehra resim dersi almaktadır. Zehra resim dersi aldığı sırada öğretmeni Celil Hikmet'e aşık olur. Nişanlanacakları zaman Balkan Savaşı başlar. Böylece Zehra'nın abisi İsmail ile Celil Hikmet seferberliğin ilanıyla savaşmaya giderler ancak geri dönmezler. Savaşta Trabzon'da zarar görünce Zehra babaannesi ile İstanbul'a gider. Geri döndüklerinde ise Trabzon'a artık hiçbir şey eskisi gibi değildir. Nar ağacı bile kesilmesine rağmen yeniden filizlenmeye başlar.
Setterhan Trabzon'da ünlenir, Zehra zaten Trabzon'un incisidir. Bir gün ikisini görüştürürler ve ikisi evlenirler.
Bu kitapta imkansız olan, yaşanmamış aşklara rastlamak kaçınılmazdır. Betimlemelerle olay, seni içine çekiyor ve sanki sen oradaymışsın gibi bir his beliriyor. Yazarın anlatımı çok güzel ancak beni, bu güzel anlatım ve betimlemeler şurda dursun pek sarmadı.
Kitabın asıl konusu: Balkan Savaşı'nda başlayan, Trabzon ve Tebriz' de geçen bir aşk hikayesidir.
Teması: Aşk daha çok işlenmiştir.
Bu kitap bize aslında hayatın bizi nereye sürükleyeceği ya da kaderimizin bizim hayatımızı nasıl etkileyeceğini belli olmadığını anlatmaktadır.
Ve savaşında burada, hayatımızda etkili olduğu da vurgulanmaktadır. İsmail ve kırık kâfiyesi o zamanlar kayıplarını yitip giden gencecik bedenler, bedenlerin umutlarını, hayallerini, hüzünlü ve içimize dokunur bir şekilde temsil ediyor. O dönemin ekonomisini, yaşayış tarzını, sosyal hayatını ele alıcak olursak gerçekten de o zamanları, o satırları okurken insanın boğazı düğüm düğüm oluyor. Özellikle Ruslara esir düşen Osmanlı askerlerini, tren istasyonunda karşılayıp şehitleri defneden, hayatta kalanlara yardımcı olan gence halkını, Gence Milli Komitesini ve Cemiyet-i Hayriye 'yi anlatab satırları okurken ister istemez içim burkuldu.
Şimdi gelelim kitapta geçen beğendiğim cümlelere;
"Doğu ancak doğudadır. Orada her ayna seni gösterir. Giyimler, şiveler, davranışlar, sosyal konumlar, çiçekler, ağaçlar değişse de bütünüyle doğuda başlangıçtan beri kesintisiz gelen, değişmeyen bir şey var. Doğu bütün ırmakların ortak ana kaynağıdır. Gülün yurdu doğudadır." (syf. 16)
" Yurtlarından ayrı kalmamak için milletlerinden ayrı kalmışlar. " burada dağılan Sovyetler Birliğin ve halkın durumunu özetlemektedir.
Ayrıca Setterhan ve Azam'ın en sevdiğim sahne şu idi:
"Bir tur daha geçti."Azam böyle bakmayı nereden öğrenmişti?" bir tur daha. Bu bakışları, bu sesi ona kim vermişti? Bu turlar daha ne kadar sürecekti? Bitmeseydi. Her defasında Azam ona böyle baksaydı. " bence Mirza Han, planladığı nişan törenini eğer Setterhan ve Azam'a söyleseydi belki de Piruz ve Azam birlikte kaçmayacaklardı.
Son olarak ise şunu eklemek istiyorum: Kitabı bana gmre sürükleyen olay Setterhan'ın âşık olduğu kadınlar Azam ya da Sofia ya da geçmişte yaşanan olaylar değildi de Setterhan ile Zehra'nın nasıl tanışıp evlenmesi olmasıydı.