·232 syf.··Beğendi
···Okunma: 23 Kasım 2023 01:30 Bu kitaba birçok kez başladım fakat Aile Yalanları bölümündeki ilk iki hikaye ne diliyle ne konusuyla beni içine çekmediği, yer yer de sinir ettiği için devam etmedim. Ancak ilk iki hikayenin kötü olmasındaki sorumluluk yazarda değil hikayelerini kendi gözünden okuduğum iki karakterdeymiş. Biri Belgin öteki de Belgin'in babası Kamuran. Belgin karakteri benim için tamamen twitter'ın ayaklanmış hali gibi bi şeydi. Belki başka okurlar için gayet aklı başında makul bi karakter olabilir ancak benim için yalnızca kendi hayatını düşünen, başkalarının hayatını düşündüğünü düşündüğü vakitlerde kendinin ne kadar fedakar olduğundan dem vuran, empati yapmaya çalışırken eline yüzüne bulaştıran bi karakterdi. Yazarı da bi an Belgin karakteri yerine koymuş olacağım ki iç düşüncelerin de yazı dilinin de hep bu hamlıkta gideceğini düşündüm. Kamuran efendinin o pis ve nefret ettiren hikayesine değinmeyeceğim bile. Ama işte gayet gerçek bi karakterdi hakikaten nerden bakarsak bakalım. Daha sonra aylar sonra bi devamına bakayım deyip içim azıcık cız ede ede ilk bölümün Çıt hikayesini okuyup bitirdim. Ve gerçekten ilk yazım diliyle alakası olmayan öyle içten bi anne diliyle karşılaştım ki Müzeyyen'e hem üzüldüm hem anladım hem de sevdim onu. Yani suç ilk iki karakteri sevmememdeymiş kitapta değilmiş. Yazarımıza da aşk olsun sanırım en kötüsüyle başlatmış kitabı :) Şimdi ise ikinci bölümün Bir Mahizer Zamanı isimli hikayesini okudum ve işte bu da kitaba kesinlikle devam edeceğimi bildiğim ve hemen yorum yazmaya geldiğim nokta oldu. Devamında umarım çok çok daha seveceğim hikayeler vardır ama şuanlık bir mahizer zamanı gözyaşlarımın akıp gittiği bi hikaye olarak zirveyi zorlayacak gibi :) Nermin Yıldırım'ın da bir kitabını daha aldım o da yolda umarım çabucak gelir de ona da başlarım. Şimdilik bu kadar ben devamını okumaya kaçar.