Mehmet Rauf insan psikolojisini çok güzel sözcüklere dökebiliyor. Ozellikle Eylül romanını okuduğumda bunu yoğun olarak hissetmiştim. Ve o romanını çok severek okumuştum. Bu kitabinda da yine edebiyatı olsun, yalınlığı- akıcılığı olsun harika bir anlatım çıkarmış. Konusu da dikkat çekici ve ilerleyen bir konuya sahip.
Amaaaaaa kitaplarda en sevmediğim mesaji vermeye çalışan bir havası vardı. Ozellikle yazarlar o mesaji içten hissediyorsa ve bize kitaplarıyla bunu dayatmaya calisiyorlarsa sinir oluyorum.
Yazarın vermek istediği mesaj ise "Kadinlar sadece namusluysa değerli olurlar. Erkeklerin namusu onemli değildir. Kadın bir çok şeyi başarabilir, zeki akıllı olabilir ama onlar o kadar önemli değildir. Kadının önemlisi sessiz evinde üsturubuyla oturan, erkeklerle geçmişi olmayan, kocasına hizmet eden klasik (yok) olan kadın değerlidir. Digerleri müsvettedir.
Kitap bas bas bu mji bagiriyordu. Sinir olarak bitirdim diyebilirim. Kadını insan olarak ne zaman görecek bu zihniyetler acaba!!!
Bir cok romanda kadinlar aşağılanır ama orada yazarların mesajlari bellidir. Kadının çektiği acıyı okura hissettirmek ve ne kadar zor durumda olduklarını göstermektir.
Bir de böyle Böğürtlen romani gibi kadını erkeğin alt tabakası olarak gösteren ve gerçekten buna inanan bunun dogru olduğunu düşünen bir kisim var. Peyami Safa'nin kitaplarini okudugumda da bunu yoğun olarak hissederim. Alafranga alaturka kavgasını hep kadınlar üzerinden yapar.....!!!! Daha neler yazarimda simdilik burada birakmak istiyorum yazdıkça sinirleniyorum çünkü