·328 syf.··Beğendi
···Okunma: 22 Kasım 2023 21:13 Sıcacık ve masum bir aile hikayesi. Kendimi evin beşinci bir kızı gibi hissettim; tamamen hikayenin içinde, onların bir parçası gibi.
Kitap savaş döneminde kırsalda yaşayan March ailesinin kendi aralarındaki ve komşuları Bay Laurance ve torunu "Laurie, namı diğer Teddy" ile ilişkilerini anlatıyor. Annelerinin kızlarıyla özel olarak yaptığı pek çok konuşma, yanlış yapmanın sorun olmadığı ama önemli olanın bu yanlışlardan çıkarılan derslerle karakterimizi şekillendirmek olduğunu büyük bir şevkatle gösteriyor. Tüm zorluklara rağmen çalışmanın, işlemenin kişi için ne kadar önemli olduğuna parmak basıyor. İşleyen demir pas tutmaz mesajını sizi rahatsız etmeden iletiyor, diyebiliriz sanırım.
Bir türlü yeni bir kitaba başlayamadığım, elime aldığım her kitabı yarım bırakıp okuma serüvenime devam edemediğim bu dönemde zincirlerimi kırmama nasıl da yardımcı oldu bu hikaye. Yazarın dili inanılmaz akıcı; çok zevk alarak, zaman zaman gülerek okudum. Kapağını kapattığımda ise devam kitaplarının olduğuna sevindiğim bir kitap oldu. Herkesin kendinden bir parça bulabileceği, hatta sanata ve okumaya ilgisi olan insanlar için de oldukça ilham verici olacağını düşündüğüm bir klasik. Jo'nun kitaplara ve yazmaya olan tutkusu, Beth'in piyano sevgisi, Amy'nin resim çizmeye yönelik ilgisi ve becerisi, Meg'in dikiş dikme merakı. Kitap - belki de duymaya çok ihtiyacım olduğundan olacak - "koşsana kitaplığına, sen de her gün bu küçük kadınların yaptığı gibi merak ettiğin her bir kitabı okumalısın. Sürekli satın alıp bir türlü okumadığın yüzlerce dünya seni bekliyor" diye yakamdan tutup sarstı beni. Ama panik halinde değil de tıpkı kitabı kaplayan o genel huzur hali içinde bir sarsma biçimiyle.
Her bir karakterin iyi ve kötü yanlarının işlendiğini görmek çok güzeldi. Ayrıca belirtmeden geçemeyeceğim bir durum var ki onuncu bölüm beni okuduğum kitaplar arasında en çok keyiflendiren kısımlardan biri oldu sanırım.
Olumsuz söyleyebileceğim tek şey Teddy'nin İngiltere'den gelen tanıdıklarıyla yaptıkları piknikte oynadıkları hikaye yaratma oyunu biraz fazla uzatılmış gibi hissettim. Bu bölüm dışındaki her yeri inanılmaz bir keyifle aralıksız okudum. Okuyanın pişman olmayacağını sanıyorum.
NOT: Bazen her şeyden bıktığımızda ya da nefes almaya ihtiyaç duyduğumuzda küçük bir ara vermek asla problem değildir. Bunu yapmak kendimize vereceğimiz en büyük hediyedir aksine. Yaptığım yorumdan 'en kötü zamandan bile hiçbir şey düşünmeden harıl harıl çalışalım, hiç dinlenmeyelim' gibi bir mesaj alınmaması için bu çaylak yorumcunun ihtiyaç duyduğu bir uyarıdır bu not.
Sevgiler.