Oryantalizm de içinde olmak kaydıyla, Batı merkezli tarih yazıcılığı dünya tarihini ve uygarlığın tüm birikimlerini Avrupa'yla, Batılılarla sınırlandırmış; bu sınırın dışında kalan coğrafyanın sahiplerini ise, ancak kendisiyle ilişkiye girdiği ölçüde ilerleyebilen tarihsiz ve geri halklar olarak göstermiştir. Avrupa tarihçiliğindeki bu durum siyaset zeminini de etkilemeye başladıkça, Osmanlı Devleti içinde serpilmeye başlayan Türk milliyetçiliği için bir varlık-yokluk meselesi olarak ele alınmaya başlanmıştır. Batı'nın Osmanlı ve Türk tarihi konusundaki yaklaşımı, Birinci Dünya Savaşı ve takiben Kurtuluş Savaşı sürecinde görülen askeri tehdit ve işgallerin siyasal/sosyal altyapısını hazırlamak amacına hizmet etmiştir.