Puan vermedi·240 syf.····Okunma: 24 Kasım 2023 10:54 Beyhan Budak'ın okuduğum ikinci kitabı. Budak, kitabı yazma amacını kendi cümleleriyle şöyle özetliyor: "Hayatta kontrol edebileceğimizi zannettiğimiz şeylerin aslında çok azını kontrol edebilme gücümüzün olduğunu anlatmak." Ve ekliyor umarım yazdıklarımla ruhunda bir yere dokunabilirim diye.
Kitabın en sevdiğim yanı sohbet havası içinde kaleme alınmış olması. Bir üst perdeden şunları şunları yapmalısın ya da bunları yapmazsan şöyle olur gibi konuşmak yerine kendi hayatından ve danışanlarından örnekler vererek olaylara yaklaşmasını çok beğeniyorum Beyhan Budak'ın. Önceki kitabını okurken de kalemini Doğan Cüceloğlu'na çok benzetmiştim. Kendisi de kitabının en başında Doğan Cüceloğlu'na değinmiş, ondan ne kadar etkilendiğini, psikolojiyi herkesin anlayabileceği bir şekilde anlatmasını kendine örnek aldığını dile getirmiş ve rahmet dilemiş.
Kitap, insanın kendisini karşısına alıp onu daha iyi tanıma ve gözlemleme fırsatı sunuyor. İnsan olarak müdahale edebileceğimiz şeylerin bir sınırı olduğunu ve elimizden gelen her şeyi yaptıktan sonra bunu kabullenip daha sonrası için neler yapabileceğimiz hakkında tavsiyeler veriyor. Bazı şeyler hakkında da bir değişiklik yapamayacağımızı rahatsız olduğumuz insanları ve durumları da olduğu gibi nasıl kabullenebileceğimizi anlatmış Beyhan Budak.
Elbette koca bir dünyayı değiştiremeyiz ama kendi küçük dünyamızı değiştirmek için attığımız ufacık bir adım o koca dünyanın taşlarının yerinden oynamasına sebep olabilir. Geçmiş mutsuzluklarımızı, pişmanlıklarımızı sırtımızda bir yük gibi geleceğe taşımak yerine onlara başımız yine sıkışınca açıp bakabileceğimiz ders notları gibi yaklaşmalıyız.
Son olarak şunu da eklemek istiyorum: "İnsanın kendini tanımasının bir sonu yok; tamamıyla kendini keşfetmenin mümkün olmadığını düşünüyorum. Ama insanların çok büyük bir kısmının kendini tanımadığını, aynı hataları tekrar tekrar yapıp üzüldüğünü, mutsuz olduğunu düşündüğümüz zaman, kendini tanıma yolunda atılan her adım inanılmaz değerli."