Hisleri bu kadar derinden anlatan bir kitaptan sonra incelemenin de hislerim çerçevesinde dolaşmasını istiyorum. Akış o kadar sakin ilerliyor ki, hızlı okumak aynı tadı veremezdi. Kitabın bu kadar sakin olmasının sebebi de Macide'yi hayal etme şeklimdi sanırım. Macide hayalimde hep çok sakindi, düşünceliydi. Ömer'le karşılaştırdığımızda hep daha az konuşuyordu. Macide aşkını sessizce yaşadı, Ömer çok gürültülü. Bence kitapta aşkın en aptal hali vardı. En çocukça hali. Kimisi için aşkın en güzel halidir bu. Hızlı yanar hızlı söner hepimiz sonrasını biliyoruz.
Macide çok mu yalnızdı? Herkes benim gibi okurken Macide'nin tarafını mı tuttu? Herkes en çok Macide'yi mi sevdi? Ömer'e inanan var mıydı? Yaptıklarımızı içmizdeki şeytanın tetiklemesi sorumluluğu paylaşmamıza yarayabilir mi? Ait olduğumuz ve olmadığımız yer neresi? Ait olmadığım bir yaşam ve yalnız kalacağım bir yaşam arasından hangisini seçerdim? Bu sorular benim için kitaptan aldığım keyfi arttıran sorular oldu. Çünkü tüm gerçekliğiyle bir yaşantının içinde gibiydim benim gibi bu yaşantıyı izleyenler olduğunu biliyordum. Bir roman ancak bana çok gerçekçi gelirse üzerine düşünmek isterim. Kitap bana kendini çok inandırdı. Bu yanını çok sevdim.