Dokuz Yaşa Ağır Bir Suçluluk
6/10
·216 syf.··
2023 15. kitabı
Bir sahaftan yaptığım alışveriş sırasında keşfettiğim bir kitap #k:221682. Arka kapak yazısı ve yazarın başka bir kitabı ile Man Booker ödülüne aday olması okumam için de bir itki oldu diyebilirim. Kitap; Norveç'e uzak küçük adalardan birinde ailesiyle yaşayan dokuz yaşındaki Mikael'in babasının denizde kaybolması ile değişen yaşamına odaklanıyor. Bu kayıp hem 9 yaşındaki Mikael için hem de annesi için ağırdır. Mikael için babasının ölümünün başka bir ağırlığı daha vardır. O da babasının ölümünden kendisini suçlu bulmak. Bu da yetmez annesi de onu suçlu bulmaya başlar. Kitap boyunca Mikael'in bu suçluluk duygusu ve babasının kaybıyla olan mücadelesini okuruz. Bu adada onlardan başka sadece balıkçı Karl yaşamaktadır. Adada 3 ev vardır ve bu evlerden birinin de sahibi yıllar önce ölmüştür. Ev, adadaki diğerleri için bir yağma/hediye merkezidir diyebiliriz. Babanın ölümüyle birlikte Karl'ın anneye olan yaklaşımı değişir. Annenin psikolojisi ciddi anlamda bozulur ve oğlu Mikael üzerinde takıntılı bir bağlılık oluşur. Annesi başlarda Mikael'i suçlarken sonradan değişmeye başlar. Kocasının kıyafetlerini vs oğluna vermeye çalışır. Karl ile yakınlaşmaya başlarlar. Karl tehlikeli şekilde aileye yakınlık kurmaya başlar. Okumakta en zorlandığım kısımlarda da anne oğlu Mikael'i kocasının yerine koymaya çalışır. Bu bölümleri okurken cidden zorlandım. Burada kitabın ana konusu olan keder, pişmanlık temalarından sapıldığını düşündüm. Mikael'in annesiyle olan ilişkisi ile martıyla yavrusu arasındaki ilişki arasında paralellikler kurulmuş, çocuk annesinin onu adaya hapsetmesi gibi yavru bir martıyı hapsetmiştir. Arkadaşı, yakını, okul hayatı olmayan çocuğun tek eğlencesi yıkık, virane bir evde yavru martıyla oynamaktır. Kendisi de aslında o martı gibi hapis hayatı yaşamaktadır. Kitabın konusunu ve temalarını beğenmiş olsam da anlatımın yavan olduğunu düşünüyorum. Ayrıca annenin oğlunu kocasının yerine koyma çabasını okumak bir hayli zordu. Metnin çarpıcı olması adına bu yöntem kullanılmış olsa da bunun kitabı "sırf çarpıcı" olması adına verildiği gibi bir his oluştu içimde. Kitaptaki martı kısmı ile yaratılmak istenen metaforun da derin olmadığını düşünüyorum. Yazarın dilimize çevrilmiş başka bir kitabı yok. Şans vermek isteyenler okuyabilir. Hollanda’dan da son yıllarda iyi yazarlar çıktığını düşünüyorum. Bu kitap; Hollanda Edebiyatı'ndan Arnon Grunberg'in Tirza'sından sonra okuduğum ikinci kitap oldu. Tirza'yı çok beğendim; bu kitabın da işleniş biçiminde sıkıntı olsa da ana temaları bakımından şans verilebilir bir kitap olduğunu düşünüyorum. Çevirisi de gayet iyiydi. Çevirmen Erhan Gürer'in de eline sağlık. İyi okumalar. Birk Jaap Robben Erhan Gürer
Roman
BirkJaap Robben · Kahve Yayınları · 201612 okunma
·
51 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.