Gönderi

8/10
·286 syf.··
Beğendi
·
2023 147. kitabı
Filistin ve İsrail arasında yaşananların siyasi kökenleri incelemeyi bitirdim. Bundan sonraki okumalarım tamamen tarihi ve dini perspektif üzerine olacak. Diğer yandan Yahudi kökenli entelektüel ve tarihçilerin bu sürece objektif bir şekilde yaklaştığı kitapların incelemesini yapacağım. (Norman Filkenstein, Ilan Pappe, Eyal Weizman, Noam Chomsky) Ferhat Belakoğlu'nun diplomasi tarihi serisini çok beğendim Yazmış olduğu olayları resmi yazışmalarla desteklemesi, tüm tarafların bakış açısından değerlendirmesi kitabı çok faydalı kılıyor. 1967 yılında savaşa şöyle değerlendirmek lazım. Mısır Cumhurbaşkanı Cemal Abdülnasır, Süveyş kanalının millileştirilmesi süreciyle beraber Arap dünyasındaki karizmatik liderliğini yükseltmiştir. Bu savaşa girmek istemesinin arkasında yatan sebepleri şu şekilde sıralayabiliriz: "Mısır ekonomisinin içinde bulunduğu kötü durum, ABD ile ilişkilerin kötüleşmesi, kendisine karşı bir tür ABD-İsrail komplosu olduğuna inanması ve belki de İsrail'le er ya da geç, ancak İsrail nükleer silaha sahip olmadan önce bir hesaplaşmaya girmenin gerekli olduğuna dair kaderci bir yaklaşım gibi umutsuzluk unsurlarının etkili olması muhtemeldir." İsrail tarafına bakacak olursak; 1948 yılında bu yana Filistin topraklarını planlı olarak işgal ederek, kendi topraklarını ve yerleşim bölgelerini arttırıyor. Neredeyse milyonlarca Filistin'liyi göçe zorluyor. Direniş eylemlerinin artması ile beraber kendi varlığının tehlike altında olduğunu iddia ederek diğer Arap ülkelerine karşı da saldırganlaşmaya başlıyor. 1956 yılındaki Süveyş kanalı olayında İngiltere ve Fransa'nın desteği ile Mısır'a hava saldırısı yapıyorlar. Ve Ortadoğu'daki gerginlik böylece tüm bölgeye yayılıyor. İsrail özellikle Lyndon B. Johnson'ın başkanlığıyla beraber ABD'den büyük destek almaya başlamıştır. Finansal, askeri, teknolojik ve Birleşmiş Milletler nezdinde hukuki bir desteği sınırsız bir şekilde almaya devam ediyorlar. Bundan dolayıdır ki her geçen gün saldırganlığı ve uluslararası hukuku çiğneyen eylemleri artarak devam ediyor. Arap dünyası bakımından 1967 yenilgisi, hiçbir zaman kapanmayacak bir yara açmıştır. 1967 Savaşı'nda Batı Şeria'nın ele geçirilmesi, 1948'den beri uykuda olan fikirleri ve duyguları su yüzüne çıkarmış ve dini Siyonizmi, İsrail siyasi sisteminin ılımlı bir akımından radikal bir milliyetçi parti ve harekete dönüştüren mesihçi bir dalga yaratmıştır. Ve en nihayetinde bugüne geldiğimizde şunu görüyoruz. Arap dünyası bırakın silahlı olarak bir araya gelmeyi, fikri anlamda bile bir araya gelemiyor. Bu bölünmüşlük ve güvensizlik duygusu İsrail'in bekasına hizmet ediyor. İsrail geçmişten bugüne yaptığı her eylemden sonra mükafatlandırıldığı ve aklandığı için eylemlerinin şiddetini arttırmaya devam etmiştir. Politik emellerini, dini referanslara dayandırarak vaat edilmiş topraklar iddiasını dikte etmeye başlamıştır. Çok ilginç bir husus da şudur: Avrupa devletleri II. Dünya Savaşı'ndaki suçluluk duygusundan dolayı İsrail'in tüm eylemlerini onaylamak zorunda hissediyor. 1967 yılındaki savaşta İsrail ordusu Amerikan gemisine saldırıp zaiyat vermesine rağmen bu hatasından sonra kuru bir özür dileyip, tazminat ödenmesini bile kabul etmemiştir. Kısacası İsrail dünyanın şımarık çocuğu gibi davranarak, her geçen gün düşmanlarını arttırmaya devam etmektedir. Bir gün bu düzen değiştiğinde yaşanacakları merak ediyorum.
Araştırma-İnceleme
Arap - İsrail Savaşı 1967Ferhat Balekoğlu · Doğu Batı Yayınları · 20216 okunma
·
160 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.