·566 syf.··Beğendi
···Okunma: 01 Aralık 2023 15:09 Bir süredir bu kadar keyif alarak yeni bir kitap okumamıştım. Sanırım Fırtınaışığı Arşivi'nin son çıkan kitabını okuduğumdan beri de diyebiliriz. Evet gene Sanderson gene din ve politika savaşları gene efsanevi halk ama her seferinde birbirinden farklı birbirinden güzel hikayeler ve ayrılmak istemeyeceğiniz karakterler. Sanderson, Savaşkıran'a devam etmeyi düşündüğünü söylemiş ama henüz tek kitap ve kendi içinde yarım kalmış değil.
Biraz kitabın konusundan bahsedecek olursak Idris ve Hallandren çok eskiden aynı asil kesim tarafından yönetilirken birtakım savaşlar ve dini inanışlar doğrultusunda birbirinden ayrılmış, araları gergin ve dinleri birbirine ters iki ülke. Idris'te gösteriş ve renk ne kadar yasaksa Hallandren o kadar gösterişli ve renkli üstelik tanrıları varlığı gözle görülebilir, dokunulabilir yüce kişiler. Hikaye savaşın yakın olduğu düşünülen bir zamanda aralarındaki bir anlaşma sonucu bu ana eğitilen en büyük Idris Prensesi Vivenna Hallandren'in korkunç Tanrı Kral'ıyla evlenmeliyken en küçükleri Prenses Siri'nin Hallandren'e gönderilmesiyle başlıyor. Hikaye Siri'nin, onu kurtarma düşüncesi ile Hallandren'e gelen neredeyse bağnaz denebilecek Vivenna'nın, kendi dinine inanmayan bir tanrı Işıktını'nın ve konuşan kılıcı Gecekanı'yla Vasher'in ağzından anlatılıyor. Bir de tabii ki fantastik gücümüz var. Her insanda bir tane doğuştan bulunan 'nefes' gücü. Tek başına pek anlamı yokken birkaç yüz nefesle iyileşme, yaşlanmama ve eşyalara nefes vererek komut verme gibi işlevler görebiliyor.
Sonundan çok memnun kaldığımı söyleyemem ama en azından en sonu biraz Sinbad ve Yedi Denizler Efsanesi Sinbad ve Marina sonu gibi olduğu için keyfim yerine geldi. Epik fantastik sevenlere tavsiye edebilirim ayrıca Işıktını ile tanıştığınıza pişman olmazsınız
***Spoiler içerebilecek düşüncelerim:
Sanderson'ın Tanrıkatı kurgusuna bayıldım. Tanrıların miskinliğe sürüklenmesi, aslında kendilerine ait hiçbir şeylerinin olmaması ama her şeylerinin olması, rahiplere bağımlı kalmaları gibi. Sanderson'ın kadın baş karakterlerini genelde sevmiyordum (Shallan/Sarene) ama Siri'yi sevdim hatta sonradan Vivenna'yı bile sevdim. Gecekanı'nın, Zahel olarak Vasher'in ve Azure olarak Vivenna'nın nasıl Roshar'a gittiği ve elbette Hoid hakkında da ekstra bir şey öğrenememek biraz sinirlerimi bozdu. Umarım ikinci kitap gerçekten çıkar.