Hay bin Yakzan
"Zaman akıp gidiyordu."
Adı belki çok duyulmayan ama birçok düşünür, yazar ve de romancıda tesiri olan bir eser. Düşünme gücünün derinliklerine itiyor okuyucusunu. Varlığı ve hayat gayesini sorgulatan cinsten
İçerisinde felsefik yapılar, alegorik unsurlar, tasavvufi merhaleler yer alıyor. Hepsinin harman olduğu bir yapıt notlar çıkarılarak kimi vakitler minik araştırmalar yapılarak desteklenirse daha nitelikli ve faydalı bir okuma gerçekleştirilmiş olur. Eserin belirli bir bölümü sonrasında insanın nefsi ile olan amansız mücadelesine şahit oluyoruz. Bu yönüyle kitap Divan Edebiyatı'ndaki diğer eserlerle benzerlik taşımakta. Eser, sayfa sayısı az gibi görünse bir çırpıda okunmaktan ziyade zamana yayılarak okunmalı ki böylece içinde yer alan öğütler aklımızda bir payeye sahip olabilsin. İlk felsefi roman ya da ilk robinsonad gözüyle bakılıyor esere.
İbni Sina ve İbni Tufeyl bu tür üzerine eser kalem alan kişiler. Onların eser ve nüshaları incelenip tasniflenmesi ile de bu kıymetli yazın dünyasındaki yerini alabilmiş. Ben daha önce adını hiç duymamıştım. Kitap fuarında yayınevi standı görevlisi öneri olarak göstermiş ve içeriğinden bahsetmişti. İyi ki alıp okuduğum dediğim bir eser oldu. Ufku genişleten ve hayata yeni bir perspektif sunan bir yapıt. Özellikle tasavvufi okumalar yapmayı sevenler için başlangıç eserlerinden birisi denebilir.