Hikaye ana karakterimiz Adalet'in bir gün ölümcül bir hastalığa yakalandığını öğrenmesiyle başlıyor. Adalet, bu yaşına kadar hayata ve insanlara dokunmadan, etliye sütlüye karışmadan öylesine yaşayıp giden bir karakter.
Hayattan bu derece kopuk yaşamasına rağmen onu bu kadar erken kaybedeceğini anlayınca aslında hayatı sevdiğini fark ediyor Adalet. Ve çocukluğundan beri yakasını bir türlü bırakmayan suçluluk duygusuyla ilk günahını düşünmeye başlıyor. Çocukken bir arkadaşının oyuncak ayısını ondan aldığını hatırlıyor ve onu sahibine geri vermek için düşüyor yollara.
Adalet anne babası tarafından sevilmemiş ve sevgisiz büyümüş biri. O küçük kız çocuğuna sarılmayı o kadar çok istedim ki okurken... Çocukluk dönemindeki eksikliklerin, yaşananların insanın hayatını nasıl şekillendirdiğinin iç acıtan bir örneği Adalet.
Çocukluğunda sevilmeyince Adalet de sevilmeme korkusuyla kimseyi sevmemeye karar vermiş, kabuğuna çekilmiş, ördüğü duvarların arasında yaşamış hep kimseye Dokunmadan...
Kitabın vermek istediği mesajı net olarak verdiğini düşünüyorum. Hayat korkarak yaşamak, adım atmayı beklemek için çok kısa. Ne olacaksa olsun deyip içinden geçeni yapmalı, söylemeli insan.