·152 syf.····Okunma: 05 Aralık 2020 00:00 Alıp bir çırpıda okuduğum en güzel politik hiciv romanı diyebilirim. Daha önce "Bin Dokuz Yüz Seksen Dört" kitabını da okuduğum Orwell'ın normal bir zekaya sahip olmadığına iyice ikna oldum. Kitap hakkında farklı yorumlar olsa da genel olarak 1940'lardaki "reel sosyalizm/Stalinizm"in eleştirisi olarak kabul ediliyor.
Hayvan Çiftliği'nin baş kişileri hayvanlar. Bir çiftlikte yaşayan hayvanlar, kendilerini sömüren insanlara başkaldırıp çiftliğin yönetimini ele geçiriyorlar. Amaçları daha eşitlikçi bir topluluk oluşturmak. Aralarında en akıllı olan domuzlar (neden domuz olduğunu çözemedim), kısa sürede önder bir takım oluşturur; ama devrimi de yine onlar yolundan saptırır. Lakin yeni yönetim insanlardan daha baskıcı, daha acımasız bir yönetime dönüşür. Romandaki önder domuzun, düpedüz Stalin'i simgelediği çok açık
Kapağına ve alt başlığı olan "Bir Peri Masalı"na kanmayın. Hayvan Çiftliği, bir masal anlatımıyla yazılsa da küçükleri eğlendirecek bir peri masalı değil, çok çarpıcı bir politik taşlama.
Kitap "bütün hayvanlar eşittir" sloganıyla başlar ama yönetime domuzlar hakim olunca slogan "tüm hayvanlar eşittir ama bazıları daha çok eşittir"e dönüşür. Sanırım bu her şeyi özetliyor.
Tavsiye ediyorum (ama "şiddetle" değil, "hararetle" tavsiye ediyorum)