Okuduğum yüzlerce kitap ve tür arasında kalemini en ilginç bulduğum yazarların başında gelen Saramago'nun, daha ilk cümleden itibaren beni çeken şahane kitabı, Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş.
Yazarın en sevdiğim özelliği, bize asla yeni bir şeyler vermiyor. Ancak bir konuyu alıp ciddi derecede harmanlayıp önümüze sunuyor. Körlük kitabında bize ''böyle olsa ne yapardık acaba'' dedirtirken; Görmek kitabında da başka bir konu için ''şöyle olsa ne olurdu'' dedirtmişti.
Bu kitabında da ''ölümsüzlük olsaydı acaba ne olurdu'' diyoruz. Ve görüyoruz ki ölümsüz olgusu aslında sandığımız kadar ütopik bir şey olmadığı gibi tam tersine oldukça distopik bir şey.
Ölümsüzlük düşüncesi özellikle bu kitabı okuduktan sonra bana korkunç geldi.
Kitapta ciddi mesajlar var ve bunlar içinde en çok ilgimi çeken şey ölümsüzlük olgusunun başladığı anda din ve dini değerlere ait her kurum, kişi ve türevlerinin ciddi huzursuz olması. Çünkü ölümsüzlük olursa ahiret inancı, dolayısıyla da din ortadan kalkıyor. Böyle bir ortamda ne peygamberleri anlatabilirsiniz, ne ahireti tasvir edebilirsiniz ne de insanları kandırabilirsiniz (!)
Toplumsallıktan bireyselliğe geçişin güzel anlatıldığı olay örgüsünde ciddi boyutta bir ahlaki çöküş görüyoruz. Böyle bir ortamda dahi kaos kaçınılmaz olurken, bu durumdan faydalanmak isteyen çıkarcılar da oluyor elbette.
Ölüm kavramının elini eteğini dünyadan çekip insanları izlemesi, kendi kendine insanlığı ve hareketlerini sorgulaması bence çok anlamlıydı.
Aslında özellikle Görmek kitabında beni ciddi derecede zorlayan Saramago'ya bu kitapta da önyargı ile bakmıştım ama beklediğimin aksine çok rahat ve bir çırpıda bitti kitap. Konu ve olayın akışı gerçekten okuru çekiyor ve merak duygusu uyandırıyor. Elimizde bir ölümsüzlük ve bizi kenardan zaman zaman keyifle zaman zaman ise düşünceli bir şekilde seyreden ölüm var. Biz ise bu ölümsüzlük denen lanetle ne yapacağımızı bilemiyoruz. Müthiş bir distopya.
Herkese keyifli okumalar dilerim.
Kitapla kalınız...
José Saramago , Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş