Doğduğu An Gömülen Nesil: Z Kuşağı
8/10
·336 syf.··
2023 45. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 12 Aralık 2023 00:22
Klasik özetinin kopyala yapıştırı ile giriş yapmayacağım; ona ulaşmak kolay, okursunuz oradan şuradan. Ben bir Oblomov hayranı olarak yazacağım. Bize öğretilen sadece teoriler, hipotezler, günlük hayatta kullanılmayan ama acil durum alarmıyla ezberletilen müfredat dışında duygular ve davranışlar da var. Ne hissedeceğimizi, neyi sevip neyden nefret edeceğimizi, âşık olacağımız kişiyi, üzüleceğimiz ve sevineceğim ve hatta kutlayacağımız durumlara bile müdahale eden toplumlar içinde yaşıyoruz. Toplumun sunduğu dışındaki bize ait her şey, tuhaf, hastalıklı ya da isyankârlıkla yaftalanıyor. Ne olduğumuz değil, ne olmamız gerektiği öğretiliyor. Sormadan yapan, ses çıkarmadan uygulayan tek tip insan uygarlığı hedefleniyor ama herkes dünyanın merkezinde kendisini biliyor ve herkesten ne kadar farklı, güzel, zeki, başarılı olduğuyla övünüyor. Madem sunulan ve olmamız istenen tek tip insan modeli var, neden bunca övülme bağımlılığı? Hayatın öğretemediği ya da öğretmek istemediği bir şey var! Onu kitaplar öğretiyor. Kitap, bazen, çoğu zaman, yazarının konuşamadıkları, anlatamadıkları ya da olamadıklarıdır. Orada özgürlük var; dilediğince bazen konuşabiliyor, anlatabiliyorsun başka bir isim, karakter, kahraman ya da acımasız biri ağzından. Toplumun olmamızı istedikleri ve yadırgadığı kişileri orada izliyor, dinliyor ve öğreniyorsun. Duygularını, düşüncelerini, hayallerini dinliyorsun. Ve öyle bir kaptırıyorsun ki, yeri geliyor o kahraman sen oluyorsun. Soluduğun dünyada hissedemediğin duyguları hissediyorsun, sahip olamadıkların oluyorsun. Macera sunuyor, aşk ve aitlik sunuyor, hedef sunuyor. Oblomov'u da kitaplarda tanıdım. Oblomovluğu yeren, yasaklayan, günahlayan toplumlarda yaşıyoruz. Ama o olmaktan kurtulamayanları görmüyor, duymuyor ve anlamıyoruz. Daha nice bambaşka hayatları, kişilikleri de... Empatiyi, anlamayı, bakış açısını, düşleri, sezgiyi, hisleri, dokumaya tutunuşu besleyen ve geliştiren kitaplardır. İşte onlardan biri de Hımbıl. Günümüz ergenlerin hislerini, hayallerini, tutsaklıklarını yok sayan yetişkinlerin elinde hoyratça büyüyen bir nesil: Z kuşağı. Teknoloji hem zehirdir hem de kendi zehrine panzehir. Her türlüsünde de dozaj yerinde olmazsa panzehir de bir zehirdir. Bunu bilmeyen yetişkinlerin çocuğu Z nesli. Onları kendilerinden başka kim anlayacak? Teknolojinin o karanlık odalarında fısıldayanlar; iyi mi kötü mü olduğu görülemeyen sesler ve kelimeler. İnsan aç olduğu şeyin bağımlısıdır; sevgi, saygı, destek, övgü, tebessüm, para, yemek, acı, kadın, alkol, uyuşturucu, empati... Ne eksik kalıyorsa onun bağımlısı... Ve bağımlılık gelişince de artık hiç doymak nedir bilmeyen bir açlık bağımlısı... Hımbıl'da da sunulmayanların açlığı var. Yaşam sevinci, düşleri körelmiş, yaşamayı anlamsız bulan ve aklını kullanamayan bir neslin savruluşu... Bir öğretmen bunu yaşamda yakinen, bol bol görür. Doğan, doğduğu yerden gitmeye zorlanır. Doğduğu yere faydasız kalır. Toplum kendi pimini çekmiştir; ağlamak nafile. Bu döneme ait ve gelecek kuşağa aktarılacak olabilen bir roman. Çok tanıdık ve bir o kadar uzak olan insanlarımızı okuyacaksınız. Sadece daha da karanlıkta kalanları görenler için bu bir klasik olabiliyor o kadar. Hımbıl çok yerinde ama daha da deşilebilirdi, daha da açığa çıkarılabilirdi toplumun doğar doğmaz gömdüklerini. Daha niceleri var ve onların sesinin de duyulması dileğiyle...
Edebiyat & Roman
HımbılBirol İnan · Mona · 202353 okunma
·
64 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.