·512 syf.····Okunma: 16 Aralık 2023 11:38 Payıma Düşen’i okuyana kadar İran edebiyatından en sevdiğim kitap Albay’dı, yılın bitmesine günler kala favori listemi değiştiren bir kitapla karşılaşmaktan ve yeni bir kadın yazarla tanışmaktan çok memnunum.
1961 yılında mutaassıp bir ailenin küçük bir şehirden Tahran’a taşınmasıyla başlıyor roman. Bu ailenin okumak isteyen küçük kızının hayat hikâyesini okuyoruz kısaca romanda. Bu kız çocuğu kendisine erkekler tarafından biçilen kaderine karşı gelmeye çalışıyor hayatı boyunca; tabii mevcut sosyal düzende bu her zaman, hatta çoğu zaman mümkün olamıyor ancak o, güçlü karakteriyle hep mücadelesine devam ediyor.
Tutucu bir ailede okuma mücadelesi veren bir kız çocuğunun kendini zorla içinde bulduğu bir evliliği yürüten bir kadına, ardından yalnız bir anneye, kendi ayakları üzerinde duran birine dönüşmesinin ve en nihayetinde kendisine biçilen tüm sosyal rolleri oynadıktan sonra kendisine kalmasının hilâyesi Payıma Düşen. Bütün bir hayat hikâyesini okurken aynı zamanda da İran’ın kanlı ve çalkantılı, yaklaşık elli yıllık siyasi tarihine tanıklık ediyoruz: İran İslam Devrimi’nden önce ve sonrasında toplumdaki kutuplaşma, devrim sırasında yaşananlar, İran-Irak Savaşı ve ardından toplumun geldiği noktayı muazzam işlemiş yazar.
Perinuş Sanie çok ustalıklı bir şekilde inşa etmiş kurguyu; oldukça uzun bir dönemi tek bir kadının hayatı ekseninde işlemesine rağmen hikâye hiçbir yerde sarkmıyor. Karakterin hayatının her bir döneminde ayrı bir dünyada, farklı şartlarla mücadele içinde buluyorsunuz kendinizi ve karakterle de hikâyenin bütünüyle de kurduğunuz bağ güçlenerek ilerliyorsunuz. Bir de karakterlerini çok beğendim yazarın. Dindarından aydınına, Şah destekçilerinden devrimcilere, toplumun farklı kesimlerini başarıyla temsil eden karakterler yaratmış olmasının yanında, her birini de oldukça gerçekçi çizmiş. Hayatını adil ve özgür bir düzene adadığı gerekçesiyle sözde kadın-erkek eşitliğini savunup teoride mangalda kül bırakmazken, kendisi bencilce kendi ideallerinin peşinde koşup başka kaygılardan azade yaşama lüksüne sahipken, tüm sorumlulukları kendisiyle aynı ayrıcalıklara sahip olmadığı için üstüne üstlük suçladığı eşinin omuzlarına yıkan erkek modeli o kadar tanıdık ki, okurken siniriniz bozuluyor.
Çok ama çok sevdim. İran ya da Ortadoğu ile ilgili romanlardan hoşlananlar kaçırmasın bence.