Aslında bu kitabı uzun zaman önce okumuştum ama kitapla ilgili oluşmuş bazı yanlış yargılar sebebiyle kitabı okuyacaklar, okumayı düşünenler, şanını duyanlar ya da duymayanlar için bir inceleme yazmak istedim. Öncelikle BU BİR AŞK ROMANI DEĞİL arkadaşlar. Bu kitap tam anlamıyla bir "villian" kitabı. Baş karakterimiz gerçek bir kötü ve kitaptaki romantizmden, Catherine ve Heathcliff ilişkisinden hoşlanarak okuyan biri varsa sıkıntıları var demektir. Yazar da burada bir aşk hikayesi anlatma derdinde değil zaten. Bize dönem hakkında sosyolojik ipuçları veren, kırsalda geçen trajik bir hikayeyi okuyoruz. Jane Eyre havası hakim ama kesinlikle çok daha karanlık. Hatta bu kadar sert ve karanlık olması sebebiyle kitabı aslında Emily Brontë nin değil erkek kardeşinin yazdığıyla ilgili spekülasyonlar bile olmuş ama okuyunca net bir şekilde bir kadının kaleminden çıktığı anlaşılıyor. Burada şunu da belirtmeliyim ki Brönte kardeşler hayatları boyunca hassas bünyeleri ve hastalıkları sebebiyle sosyal hayata sahip olmamış, dış dünyayı kitaplardan okudukları kadar tanıyabilmişlerdir. Tüm bunlara rağmen ortaya kalıcı, evrensel ve etkileyici eserler çıkarmışlardır. Yaşadıkları dönemde kadın olarak öne çıkmaları ne kadar zorken sivrilmiş ve başarılı olmuşlardır.
Jane AustenCharlotte BrontëEmily Brontë
Denizi görmeden bize denizin mavisini anlatabilmiş dahi kadınlardır. Uğultulu Tepeler de bu durumun çok güzel bir örneğidir.
Uğultulu TepelerEmily Brontë · Can Yayınları · 202557,8bin okunma
·
29 Gösterim
Yorumlar
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.