·104 syf.····Okunma: 22 Aralık 2023 00:28 Ali Suâvi, Türk tarihinin çok yönlü şahsiyetlerinden birisi...
Tarih, felsefe, siyaset ve din gibi konularda okuyup yazan, yaşadığı devre rağmen fikirlerini hiç çekinmeden dile getiren bir isim. Doğduğu yıl Tanzimat'ın ilan edildiği 1839 senesi, ilerleyen yaşlarında hem Islahat Fermanı'na hem de Kanun-i Esasî'ye de şahit olacak...
Onu farklı kılan özelliklerin başında, henüz Türk isminin öyle gür sesle haykırılmadığı bir dönemde, Türkçülüğün sistematik bir biçimde gelişmediği bir süreçte Türk ismini gururla haykıran, Türkçülük kavramının da ilk uygulayıcısı olan bu şahsiyet devrinin marjinal karakterlerinin arasında yer almıştır.
Peki Ali Suâvi'nin Türkçülüğünden kastedilen nedir? Öncelikle onun Ulum ve Muhbir gazetelerinde yazdığı yazılardan bir kısmı Türk tarihini ve Türk kimliğini metheden cümlelerden ortaya çıkmıştır. Bilhassa Ulum Gazetesi'nde yayımladığı Türk isimli makalesi İslam - Osmanlı çerçevesine sıkışmış tarihçilik anlayışını İslam öncesi Türk tarihine kadar giden bir perspektiften ele almaktadır. Elbette onun fikirleri sadece tarih alanında kalmamıştır, hutbelerin ve ezanın da Türkçe okutulması fikrini gündeme getiren yine kendisi olmuştur. (Bu görüşünü 19.asırda dile getirdiğini hatırlatmakta fayda vardır.)
Ali Suâvi din, felsefe, tarih gibi alanlarda yazacak kadar kendisini geliştirmiş bir şahsiyettir, peki bunları yaparken kimden yardım almış, daha doğrusu nasıl bir eğitim almıştır? Ali Suâvi, ne bir paşa, ne bir paşa çocuğu, ne dönemin büyük bir aydının oğlu, ne de devşirme olarak saraya girip yükselmiş bir şahsiyet değildir. Kendisi Çankırılı bir kağıt tüccarı olan Hüseyin Efendi'nin oğlu olarak, yani sıradan bir Anadolu evladı olarak kendini imkân bulduğu her alanda geliştirmeye gayret etmiş bir Türk mütefekkiridir...
Ali Suâvi ismini tarih sahnesine çıkaran en önemli gelişme ise Çırağan Baskınıdır. İstibdat döneminin henüz ilk yılları olsa da Ali Suâvi, koyu bir Abdülhamid muhalifidir. Neticede Sultan Murad'ın tekrar tahta çıkarılması için yapılan bu girişim sonuçsuz kalmış, Ali Suâvi başına aldığı bir darbe ile oracıkta hayatını kaybetmiştir...
Onu yanlış devrin aykırı adamı olarak ifade etmek pek de yanlış olmayacaktır, ne yazık ki 39, 40 yaşlarında, henüz genç bir yaşta hayata gözlerini yummuştur.
Savunduğu görüşler, kendisinin suçlandığı, itham edildiği fikirler bir yana, şüphesiz Ali Suâvi Türk tarihinin gördüğü ender karakterlerden birisi olmuştur.
İncelememe Falih Rıfkı'dan şu alıntı ile son vermek isterim:
"Ali Suâvi, bir davayı sonuna kadar güden ve onun uğruna korkusuz, telaşsız, gurur ve imanla başını vermiş bir inkılâpçıdır. Ali Suavi, Türk inkılabı tarihinde eşsiz bir fikir kahramanlığı misali bırakmıştır. Mezarı yoktur: Gönüllerimizde bir yeri olmalıdır."