Gönderi

7/10
·672 syf.··
2023 25. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 24 Aralık 2023 12:02
Merhabalarr. Şu ana kadar karşıma hiç bu kitabı beğenmeyen veya olumsuz yorum yapan biri henüz çıkmadı. Ve bu beni aşırı heyecanlandırdığı için de direkt olarak gidip kitabı satın aldım. Başlarken o kadar yüksek bir beklentim vardı ki, bunun ne kadar yüksek olduğunu da anlatamam. Ama okumaya başladıktan sonra ne yazık ki beni biraz rahatsız eden ve hoşuma gitmeyen tarafları olduğu için kitabı bu kadar uzun sürede bitirebildim. Kitap, Violet Sorrengail adındaki ana karakterimizin, general olan annesi Lilith Sorrengail’in zoruyla Biniciler Bölüğü’ne katılmasıyla başlıyor. Violet, babasının izinden gidip Katipler Bölüğü’ne girmek istese de annesi buna kesinlikle karşı çıkıyor ve her Sorrengail gibi (annesi, abisi ve ablası da binici) binici olmasını istiyor. Violet, bir ejderhayla bağ kurup başarılı olmak ve annesinin gözünde de bunu kanıtlayabilmek için zorlu bir mücadeleye atılıyor. Tabii o sırada da annesinin, daha önceden gerçekleşen bir isyanı yönetmekle suçlu bulduğu ve bu yüzden de idam ettirdiği Fen Riorson’un oğlu Xaden Riorson ile Biniciler Bölüğü’nde karşılaşıyor. Xaden’da, babasını idam ettiren generalin kızı olduğu için Violet’ı ilk gördüğü anda, onu mahvedeceğini falan söylüyor. Enemies to Lovers* olayımız da böylelikle başlamış oluyor. Bir taraftan bir ejderhayla bağ kurup binici olmak için yoğun bir çaba gösterdiğini okurken, bir taraftan da Xaden ile olan ilişkisini okuyoruz. Olay örgüsü, evren ve kurgunun gidişatı cidden fazlasıyla başarılıydı. Karakterler, ejderhalar, dövüş antrenmanları, uçuş dersleri ve diğer her bir unsur sizi acayip derecede içeriye çekiyor. Evreni okumaya doyamıyorsunuz cidden. Ve bu yüzden de ben tam anlamıyla evreni anlayabildiğimi de düşünmüyorum. Serinin ilk kitabıydı, evet ama oldukça sıradandı. Evren hakkında çok detaylı betimlemeler bulunmuyordu, veya geçmişte yaşanmış olayların bütünüyle nasıl gerçekleştiği falan… Her neyse. Benim en çok hoşuma gitmeyen şey –belki katılırsınız belki katılmazsınız ama ana karakter, yani Violet Sorrengail oldu. Bir noktaya kadar cidden seviyordum, gözüme çok sevimli ve tuttuğunu koparan biri olarak geliyordu ancak sonrasında kendisinden rahatsız olmaya başladım. Kitap boyunca bize gücünün zekası ve kurnazlığı olduğu aşılandı. Harman ve ondan sonraki tüm antrenmanlarda da bunu gördük. Her şeyi tuhaftır ki başarıyla geçti. Ama kitap boyunca kendisi de dahil diğer karakterlerin de kırılgan ve güçsüz gördüğü bir karakterdi ve asıl bomba şu ki, böyle olmasına rağmen hem dönemin en güçlü ejderhası ile bağ kuruyor hem daha önce hiç yaşanmayan bir şey olarak ikinci bir ejderhayla da bağ kuruyor hem de… döneminin en güçlü binicisi olduğu kabul ediliyor falan filan… Bu kısımı kafama taktığımdan beri Violet’ın gözümdeki profili cidden daha da uyuşmaz oldu. Violet için bu yüzden pek karakter gelişimi okuduğumuzu da düşünmüyorum. Minderde karşısına çıkacak rakiplerini önceden zehirlemesi, sadece zekasını kullanarak bir şeyleri başarması onu çok daha güçlü kılmıyordu. Şey de var: ejderhasının oturağında oturamaması. Bu beni çok sinir etti çünkü uzun bir süre Violet’ın ejderhasının oturağında oturamamasını okuduk yani. Ve Violet buna rağmen hep şey modundaydı, “diğer biniciler oturağa bile oturamadığımı görmemeli, yoksa zayıf görünürüm.” Hep bir zayıf görünmeme korkusu vardı, hep bundan bahsediyordu falan. Hatta bu yüzden Xaden gidip Violet ve Tairn’in vücuduna göre eyer falan yaptırıyor. Kızımız o kadar güçlü ve önemli bir figürse böyle bir şeyde de başarılı olmalıydı diye düşünüyorum. Yazar, güçsüz olan bir karakterin açığını güçlü ejderhalar ve büyü güçleri vererek kapatmış anlayacağınız. Ve böylelikle de krallığın en etkili silahı falan oluyor. Umarım ikinci kitabında Violet’ı böyle gösterilmeye çalışılırken bulmayız çünkü ana karakter, ve bir ana karakter böyle gösterilmemeli. Gidişat böyle sürerse okurken katlanamayacağım gibi. Xaden’a gelelim. Her yönüyle aşırı başarılı ve tam bir “it boy.” Ama beni bu tarz karakterler okurken rahatsız eden tek bir unsur var, o da aşırı kusursuz olmaları. Xaden cidden kusursuz bir karakterdi. Görünüşü, gücü, ejderhası ile olan uyumu, Violet’a karşı göstermiş olduğu davranışları… Hepsiyle kusursuzdu. Cidden kusursuzdu. Ama bu kadar kusursuz da olmamalıydı diye düşünüyorum. Çünkü bakıyorsunuz, hiç eksisi yok. Herkesin saygı duyduğu, Dördüncü Kanat’ın lideri ve kendi döneminin en iyi binicisi ve dövüşçüsü. Ve evet, kitabın en çekici erkeği. Violet, hep başkaları tarafından savunulmasın diye ona dövüş eğitimleri falan da veriyordu, kendi gibi diğer isyancı çocuklarının hayatları için de oldukça fedakarlık yapıyordu. Gerçekten, her şeyin vücut bulmuş haliydi Xaden. Ve ben zamanla bu durumdan o kadar sıkıldım ki… Ne kadar böyle mükemmel gibi görünse de aşırı sıkıcı bir karakterdi. Sıkıcı ve sıradan hatta. Yeni nesil yetişkin fantastik kitaplarının hepsinde Xaden’ı bulabilirsiniz. Tek bir farkı yok. Violet ile Xaden’ın arasındaki ilişkiye de gelecek olursak… Aralarındaki o cinsel gerilim, güçlü enerji ve yoğun duygular aşırı şeffaf bir şekilde anlatılıyor zaten. Zaten Violet, Xaden’ı gördüğü ilk andan itibaren tepetaklak düşüyor. Düşmandan aşka falan diyoruz ama hiç de öyle bir şey okuduğumuzu düşünmüyorum. Violet, dakika başı ne kadar kaslı, çekici ve seksi olduğundan defalarca bahsediyor. Oldukça materyalist bir aşk olduğuna inanıyorum ama neysee… Aralarındaki o ateşli hava hep hissedildiği için benim beklediğim tek şey ne zaman sevişecekleri olmuştu. Violet’ın onu ne kadar arzuladığını dediğim gibi her sayfada bulabilirsiniz. Şu ana kadar smut okuduğum pek kitap olduğu söylenmez, zaten çok az (hiç denilecek kadar) romantik kitap okurum. Ve bunda okuduğum smut sahneleri, o kadar vahşiydi ki… Her satırda daha da gözleriniz büyüyor falan. Çok deliceydi. Ve biraz cringy bir şeydi, dürüst olacağım. Özellikle şimşeklerin çaktığı o sahne… Keşke unutabilsem. Neyse yani, beklediğim şey de tam olarak oydu ama ne bileyim. Karakterler birbirleri için aşırı fazla gibi, birbirlerini tamamlayan bir uyum değil bu. İkisi de ateşten yaratılmış gibi ve ben bu tarz çiftleri çok sevemiyorum… Ve ilk kez seviştikleri sahnede şeye takıldım: Violet’ın sabahına pişman olacağını düşünmesi falan… Yok artık dedim. Sen? Violet, sen? Xaden ile seviştiğin için pişman olacaksın? Sen? Xaden’ı gördüğün her fırsatta arzulayan sen? Cidden yok artık. Neyse efendim, daha fazla konuşursam baya baya Violet’a kinleneceğim. Ama yine de ben fantastik kitap okurken aşk unsurunun fantastiğin fazlasıyla önüne geçmesine biraz karşıyım. Belki de bu yüzden yukarda bahsettiğim detaylarla çok fazla ilgilendim, bilemiyorum. Çünkü bir zaman sonra ikisinin arasındaki aşkı, çekimi okumaktan baya bir gına geldi. Tamam, ikisini okumayı da seviyordum ama bu kadar fazlasına gerek de yoktu. Hocam, nerede ejderhalar? Nerede savaş? Nerede kan, düşmanlar? Ben bunlar için buradayım sonuçta. Neyse, Tairn’e gelelim… Kitabın en mükemmeliydi, herkes de hemfikirdir. Bir ejderha nasıl bu kadar karizmatik, gerçek bir insanmış gibi olabilir aklım almıyor. Okumaktan en zevk aldığım ve favori olan yerlerim hep Tairn’in olduğu sahnelerdi açıkçası. Violet’a hep Gümüş demesi, espri anlayışının inceliği, korumacılığı, o erkeksiliği… Tairn, müthiş bir şey. Müthiş ötesi yani. Sadece kendisine özel bir kurgusu olsa bile manyak gibi okurum, çünkü en en sevdiğim karakter. Keşke yazar Violet’ın Xaden ile olan ilişkisini bu kadar göz önünde bulundurmasaydı da biraz Tairn ve Andarna’yı okusaydık. Bunu hak ettik bence. Diğer karakterler desek… Rhiannon, Violet’ın o yakın kız arkadaşı rolünü üstleniyor ancak onun hakkında (tamamen hissel bir şey, kitapta bununla alakalı herhangi bir şey yok) beni rahatsız eden birtakım şeyler var gibi. Umarım backstabber çıkmaz. Ridoc oldukça sevimli, Liam da aynı şekilde. Başka bir aşık olduğum kişi Garrick’ti –kendisine ilk kitapta çok yer verilmese de. Umarım Iron Flame kitabında daha sık görünüyordur. Bir de Bodhi var, onu da sevdim. Sawyer’ı da unutmayalım… Ve şunda da bir anlaşalım arkadaşlar: Antrenman ve uçuş oyunları sahneleri >>> Xaden ve Violet’ın yakınlaştığı her sahne. (…) Sanırım öyle bariz bir spoiler vermedim, yani, umarım okuma zevkiniz kaçmamıştır. Kitabı beğendim, okuması oldukça keyifliydi ama yukarda da bahsettiğim gibi, bazı yerler pek benlik değildi. Her neyyse. Sevgilerimle, bu incelememi gördükten sonra okuyacaklara iyi okumalar diliyorumm. Muck.
Edebiyat
Dördüncü KanatRebecca Yarros · Olimpos Yayınları · 20236,3bin okunma
·
26 +1'leme
·
1.247 Gösterim
3 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Merhaba bu kitabı fuardan almayı düşünüyorum fakat kitabın hangi yaş grubuna hitap ettiğini merak ediyorum. Karakterlerin yaşları 16-17 filan ise hiç almak istemiyorum. Konu hakkında bilgi verir misiniz lütfen?
bonnieko
Gönderi Sahibi
@cevirmenkadin ne demekk, simdiden iyi okumalar diliyorumm 🥹💗
antrenman sahneleri >> smut sahneleri 🥰
bonnieko
Gönderi Sahibi
evet evET