Hap niteliğinde ekonomiyle yakından ilgilenenler için bilinen olguların ve gerçeklerin güzel bir şekilde tekrarı için yapılabilecek bir okuma. Diğer kitaplardan farkı şu: "Sektörün içinden gelen bir Girişimcinin, patronun bu kitabı yazması." Adnan Dalgakıran Perşembe pazarından 30 metrekarelik bir torna tesviye atölyesinden çıkarak 130 ülkeye ihracat yapan bir firma yarattı. Buna benzer birçok başarı hikayesini okuduk bu ülkede. Makus talihimiz neden değişmiyor? Adnan Dalgakıran bahsetmiş olduğu tüm sorunlardan aslında akademisyenler veya aydınlar uzun zamandır bahsediyor.
1973 yılında Cumhuriyet'in 50. yılında İdris Küçükömer, Şevket Süreyya Aydemir, dönemin sanayi odası başkanları gibi birçok kişi mevcut sorunları ortaya koymuştu. Yapılması gerekenleri de anlatmışlardı. Daha o zamanlarda Kore ve Japonya mucizesinin başlangıcından haberdardık. Gözlerimizin önünde II. Dünya Savaşı'ndan büyük yaralarla ayrılmış Kore, Japonya, Çin ve Tayvan'ın ekonomi mucize hikayesini izledik. İzlerken de yerimizde saydık. Biz ekonomik olarak büyüdük ama bizle beraber diğer ülkelerde de büyüdü; hatta daha fazla büyüdüler.
Türkiye enerjisini, gençliğini, maddi ve manevi kaynaklarını, doğal zenginliklerini ve yıllarını boşa harcamaya devam ediyor. Defalarca elimize gelen fırsatları değerlendiremedik. 99 depremi sonrası ülkeyi baştan aşağı yeniden ve sağlam bir şekilde inşa edebilirdik. Onun yerine şehir planlaması yapmadan, nüfus planlaması yapmadan, tamamen rant bakış açısıyla şehirlerimizi inşa ettik. Dövizin ucuz olduğu ve kolay bulunduğu bir dönemde sanayimize yatırım yapmadık, işgücümüzün verimliliğini arttırmadık, eğitim sistemimizi 21. yılın yetkinliklerine göre dizayn etmedik, genç nüfusu eğitimedik, kutuplaştık, yabancı yatırımcının güvenini kaybettik, dibine kadar ideolojiye gömüldük.
Devran tekrardan değişir mi? Elbet değişir. Ama işimiz eskisi kadar kolay olmayacak.