4 öykülük kitabın sağlam halkaları son ikide yer alınca, haliyle damakta bıraktığı lezzet de daha yoğun oluyor ve yazarın serideki diğer iki seçkisine duyulan merakı canlı tutuyor. "Bravo Maestro!" (düşmüş Salieri) ve kitaba adını veren "Mai Yalı", "Bir Aşk Hikayesi" ile birlikte, aslında aynı çıkış noktasını paylaşıyor: Büyük hayallerinin altında ezilen küçük insanların umutlarının giderek ufalandığı kurgularda toplumdaki yabancılaşmanın getirdiği umursanmayış ve bunun okurda/aynada yarattığı acımasızlık duygusu son derece başarılı bir tahlille sunulmuş.
Mehmed Rauf'tan sonra Uşaklıgil kitapları da serinin düşük çıtasını bir nebze yukarı taşıyor. Burada da, keşke lezzeti bir tık yukarı olanlar bir arada sunulsaymış (da kitaplara tam puan verebilseymişiz) diye hayıflanmaktan kendimi alamıyorum. Sıradaki öyküler gelsin.