Korku temasını işleyen sanatın hiçbir türü ilgimi kolay kolay çekmez. Film, roman, çizgi roman, resim... Bu kitap bana hediye geldiği için gelir gelmez okuyarak duygusal anlamda hediyenin karşılığını vermek istedim. Açıkçası zerre kadar ilgimi çekemedi.
!! Heveskaçıran içerir:
"Biz ayrı dünyaların insanlarıyız" deyip ayrı yollardan devam etmesi gereken iki insan kalkıp evleniyor ve üstüne çocuk yapıyor. Bir lanetleme hedefi olan kadın karakter üzerine çekeceği her türden kötü sözü hak edecek denli bir kara profile sahip ki bir noktada yazarın 19. asır Fransız romantikleri gibi kötüye sadece kötü, iyiye sadece iyi özellikler yüklediği sanılabilir. Öylesi bayağı bir karakter. Öte yandan eşini ve çocuğunu mutlu etmeye çalışan ancak onun içinde büyüdüğü ve talep ettiği konforu sağlamakta aciz olan erkek karakterin de öyle ahım şahım biri olmadığını idrak etmek uzun sürmüyor ki zannediyorum, yazar bu adamın da aslında çok da matah bir şey olmadığını şaşırtmacalı bir şekilde göstermeyi gaye edinmiş. Gel gör ki beni sarsacak bir sürprizle karşılaşmadım. Hoş, evlatlarının bir gaflet yüzünden ölmesi meselesi bende hayret uyandırdıysa da bu kitabın kendisinden değil de bir yavrucağazın başına gelmesinden ötürüydü ve bunda o panellerin başarısının etkisi de vardı. Bu noktada adam, kadını suçluyor. Kadının şeytana pabucunu ters giydirecek nispette som kötülüğü, aymazlığı, umursamazlığı kişi oğlunu çileden çıkartacak cinsten. Ama adam da kötüleştikçe kötüleşiyor. İşte buraya dikkat çekmek istiyorum: -tikçe zarf fiil ekinin ifadesinde bir mühlet anlamı saklı. Ama yazar/çizer bunu gözden kaçırmışçasına olayları alelacele tabiatüstü meselelere bağlıyor ve hop, altın top, apar topar kurgu sonlanıyor. Bu esnada adamın rezilliğine karşı olumlu raddede bir empati beslenmesi için ant içilmiş gibi bir portre çizilmiş ki tarafgirlik hâli hoşuma gitmedi. Bırakın da hangi karakterin kötü olduğuna ben karar vereyim, yazarın/çizerin yönlendirmesiyle değil. Çizimlerin başarılı olduğunu söyleyerek Sezar'ın hakkını Sezar'a teslim edeyim fakat "Ne okudum şimdi ben?" dedim sonunda. Şahsen Jizo'daki yeraltı acuzesinden daha çok tırsmıştım.
Daha fazla içerik için yazı defterimi ziyâret edebilirsiniz:
evcimenkalem.wordpress.com