EgalitéKafkas KızıDursun Akçam Dursun Akçam'ı yıllar önce bir kitap fuarında tanımıştım. Ondan önce oğlu Taner Akçam'ın bir siyasal kitabını okumuştum. Dursun Amca'nın onun babası olduğunu bilmeden ama soyadları aynı olduğu için ya babası ya amcası olabilme olasılığını hesaba katarak oğlundan övgüyle söz etmiştim, o da tam Anadolu erkeği olarak "bırak o keratayı, hiç de övülesi değildir" mealinde bir şeyler söyledi, beni gülümsetti, hatta "asıl iş bizde" dedi ki ben zaten onun Kafdağı'nın Ardında romanını alıp ona imzalatmak için karşısına çıkmıştım. Onunla ilgili bu tatlı anektodundan sonra bu sonradan birleştirilmiş iki öykü kitabından söz edeyim. İlk kitap Köyden İndim Şehire bir kere epey komik. Daha ziyade Avrupa'ya göçen köylülerimizi, hem Avrupalıların gözünden hem de Avrupalıları köylülerimiz gözünden parodileştiriyor. İnsanı gülümseten ve bazen kahkahalarla güldüren Köylü-şehirli didişmeleri de var bol bol. İkinci kitap Kafkas Kızı ise daha ziyade köylüler gözünden şehirlileri ve şehir karşısındaki zorlanmalarını, ezilmelerini anlatıyor. Her iki kitapta da köylüleri yerel ağızlarıyla ustalıkla konuşturuyor. Dursun Akçam'ı Cumhuriyet dönemi değerli yazarlarımızdan biri olarak görüyorum.