Üsküdarlı – Öznur Nizam Piantoni
Merhabalar,
Bugün Üsküdarlı romanının yorumu ile geldim. 1900’lü yılların başından Cumhuriyet Dönemine uzanan ve çocuklukta tohumları ekilmiş naif bir aşk hikayesini merkezine alan bu muazzam romanın her bir satırını seveceğinize eminimSizlerde okuyun ve benimle aynı duyguları paylaşın isterim
#kitabınkonusu
Gül, ailesi ile Adapazarı’nın bir köyü olan Süleymanbey köyünde yaşayan fakir bir ailenin beşinci çocuğudur. Annesi ve babası bir erkek evlat sahibi olmak istemiş lakin Gül’ün doğumuyla umudunu kaybetmişlerdir. Gül altı yaşına geldiğinde yan köyden bir kadın eve gelerek İstanbul’dan zengin bir ailenin Gül’ü evlatlık almak istediğini söylemiş, annesi başta razı olmasa da kızının daha iyi bir geleceği olmasını isteyerek kabul etmiştir.
Gül’ün adı artık Feride’dir ve bir köşkte yaşamaya başlamıştır. Başlarda yeni ailesine alışmakta güçlük çekse de zamanla onları benimsemiştir. Okuma yazma öğrenmiş, Adab-ı muaşeret dersleri ve piano dersleri almaya başlamış, bir hanımefendi gibi eğitilmiştir. Ailesinin yakın dostu Hasan Bey’in oğlu olan Selim ile arkadaş olmuşlardır. Feride zamanını kitap okuyarak ve bir şeylere yazarak geçiriyordur.
Feride ve Selim zamanla birbirine bağlanmış ve ayrılamaz olmuşlardır. Selim Harp Okulu’nu kazanınca ayrılacak olmak onları üzmüştür. Selimin zorlu günleri aylarca dönmeyişleri Feride’nin gözlerini yollarda bırakıyor olsa da mevzu bahis vatan olduğundan sessiz kalmış ona mektup yazmaktan hiç vazgeçmemiştir. Cepheden izne döndüğünde birbirlerine olan aşklarını ilan ettiyseler de hayatlarında hiçbir şey planladıkları gibi gitmeyecek ve geçen yıllar onların sevdasını umutsuzluğa sürükleyecektir.
#kitapyorumum
Tarihi kurguları özellikle de okurken bizleri o döneme sürükleyen satırları çok seviyorum Sevgili yazarım @oznurrnzm kaleme aldığı bu eserde 1900’lü yıllarda kültürün ve sosyal yapının getirilerini detaylıca anlatırken, siyasi olayların merkezinde kalan genç askerlerin o zorlu süreçteki psikolojik durumlarını da bizlere aktarmıştı. Kullandığı dil ve betimlemeleri sayesinde su gibi akıp giden bir romandı. İçerisinde yer alan mektuplar ise romanı mükemmel kılmıştır
Feride karakteri güçlü bir kadının neler yapabileceğini zorluklarla her koşulda mücadele edilebileceğini göstermek amacıyla kaleme alınmıştı. Kadınların yazma hakkı dahi yokken mahlaslar ile dergilerde yer aldıkları. Yalnızca kocaları ile var olabilecekleri algısını yıkarak kadının da bir birey olabileceğini harikulade göstermiştir. Selim (sarı selim) sevdası, mücadeleci ruhu ve vatansever halleri ile takdir edilesiydi. Her bir karakteri ince ince işlenmiş konusu ile sizleri kendisine bağlayacak bu romanı tavsiye ederim