·112 syf.····Okunma: 12 Aralık 2023 16:49 Okuduğumuz bu eser konsantre olarak okunmalı çünkü kurguda ve karakterlerde karmaşa yaşayabiliriz. Eser sürükleyici ve sürekli birilerinin ağzından anlatılıyor. Kısa bir zaman dilimini anlatmasına rağmen yoğun bir içeriği olan bir kitap. Kitapla ilgili görüşlerim; ilk olarak eserin bilinen eserlerin aksine kitabın sonu başında veriliyor. Eserin ilk sayfasını açtığımızda kahramanın öleceğini, kimin, nerde ve nasıl yapacağını öğreniyoruz. Eser tam anlamıyla polisiye roman olmasa da okurken polisiye bir roman okuyormuş hissine kapılmamızı sağlıyor. Eserin kurgusu işlenen cinayet üzerine kurulu olsa da eserin yazıldığı yerin ve o yerde yaşayan insanların özelliklerini de görebiliyoruz. Eser bir nevi anlatılan coğrafyanın ve insanların aynası diyebiliriz. Eserde anlatılan coğrafya ve yaşayan insanlar Türk coğrafyası ve yaşayan insanlara benziyor. İşlenen cinayet sözde bir ‘namus davası’ olarak işleniyor. Kız kardeşleri Angela`nın düğün gecesinde bekaretinin olmadığının zengin olan Bayardo San Roman tarafından öğrenilip ailesinin evine geri getirilmesi ile başlayan namusunu kirlettiği gerekçesiyle ikiz kardeşler Pablo ve Pedro tarafından öldürülen Santiago Nasar`ın ölümünün nasıl gerçekleştiğini ve gerçekleşeceğini herkesin bildiği bu ölüme nasıl göz yumduğu ve halkın bu cinayeti bir noktada gizli bile olsa desteklediğini okuyoruz eserde. Kitapta dikkatimi çeken ilk nokta ikizlerin cinayeti işlemeye pek gönüllü olmadıkları ve birileri onları durdurur diye cinayet planlarını bütün kasabaya anlatmaları. Kitapta dikkatimi çeken ikinci nokta Santiago Nasar hariç bütün kasabının öldürüleceğinden haberdar fakat kimsenin bu duruma müdahale etmemesi. Kitapta dikkatimi çeken üçüncü ve son nokta işlenen temada bütün karakterlerin mağduriyeti paylaşması. Toplumsal beklentilerin, cinsiyet rollerinde çifte standarttın ve dışlanma tehlikesinin kurbanları olup mağduriyet yaşıyorlar. Aynı zamanda tüm karakterlerde de belli oranda cinayetin suçunu pay ediyorlar birbirlerine. Onur, aileye karşı görevler, dedikodu ve sırada hayata dönüş kavramı eser boyunca okuduğumuz temalardır. Kısacası ‘Kırmızı Pazartesi’ kendi dilindeki adıyla ‘Herkes Tarafından Bilinen Bir Cinayetin Tarihçesi’ kitabı, eylem ve eylemsizlikten meydana gelmiş bir cinayetin sosyolojik kısmı ağır basarak anlatılmış bir romandır.