HEM NEFRET EDİP HEM SEVDİĞİM O KİTAP
6/10
·264 syf.··
2024 1. kitabı
·
36 günde okudu
·
Okunma: 04 Ocak 2024 14:53
(bu benim ilk incelemem amatörce gelebilir:) Öncelikle yazarın hem betimlemelerini -özellikle bazı noktalarda- çok mantıklı buldum bazen de çok boğdu. Başlığı bu şekil yazmamın sebebi bu betimlemeler zaten. Kitapta bir çocuk var koku hafızası müthiş bir şey. Her şeyin, alt dalları da dahil hepsini kokuyla tanıyor. Mesela odunun tüm çeşitlerini kokusuyla ayırt ediyor. Hatta en başta sevgi gibi soyut kelimeleri öğrenemiyor çünkü kokusu yok. Bunun açıklaması çok mantıklı ve çok iyi düşünülmüş. Yani yazar bu karakteri oluştururken olağanüstü bi özellik katmış ama her yönden açıklamasını da oluşturmuş o yüzden hemen karakteri çok iyi kavrıyor ve nefret etseniz bile onu anlayabiliyorsunuz. Karakterin iç çözümlemesindeki betimlemeler cidden nefis. Beni yoran zaten bu kadar karakterin içini öğrenirken mekanı da diğer tüm ayrıntıları da bir paragraf dolusu vermesi oldu. Birini veriyorsan birinden kıs. Aslında mekanı bu kadar iyi tarif edince her şey gözünde çok iyi canlanıyor ve o iğrentiyi içine kadar işliyor. Ama bazı yerleri çok fazla tekrarlamış. bkz: parfüm yapma işlemini Yasemin çiçeğini nasıl yaptığını anlatıyor sonra gidiyor başka bir çiçeği yine aynı yöntemle anlatıyor. Anladık kardeşim valla anladık pomata koydun alkolle uçurdun fln filan. Ama her defasında bu kadar uzun yazmana gerek var mı?? Şu an parfüm yapabilsem yaparım yani o derece. Bundan sonrası SPOİLERR Ayrıca baş karakter nasıl bir sosyopat tiksindim kendisinden. Her yaptığı şeyin kendince bir sistemi var ve ürpertiyor. Mide bulandırıyor. Bence yazar da bir araştırılsın bu kadar detaylı bir insan öldürme süreci haricinde karakterin geçirdiği şehveti veriyor. Ama işte diyorum ki yazar sen hayırdır nasıl böylesine hissedebiliyorsun, bu kurguyu tasarlayabiliyorsun? İşte bir araştırılmalı!! He burda yazarın dili tebrik edilmeli. Ama işte bu kitapta çok çelişki yaşadım. Betimlemenin dozunu bilememiş. Akıcılığı yok. Kitap bazı yerlerde çok sıktı resmen devam etmek için kendimi zorladım. Sonu nasıl bağlancak bunun merakı beni tuttu yoksa bir noktada bırakabilirdim. Son beni çok şaşırttı ve memnun etti. Bence de böyle bitmesi gerekiyordu. Adam yaptığı son eseri (öldürdüğü son kızın kokusu) nu kendine boca ediyor insanlar o kokunun güzelliğiyle çıldırıyor adamı yiyorlar. Yani adamın nasıl baştan beri hiçbir zaman kokusu olmadıysa kendisinden de geriye bir toz bile kalmıyor. Ki bu çok iyi bir bağlayış oldu kendi açımdan. Bu adam için koku= hayat. Kokusu yoksa zamanı geldiğinde kendisi de olmamalı. İdam etcekleri zaman herkesin delirmesi çok saçma geldi. O şekilde ölmesini beklemiyprdum o yüzden hep bir şey olacak gibi hissettim ama bunun olması... İlk başta masumiyet kokusu yüzünden masum sanmalarında ‘TABİİ YAA’ oldum çünkü bu masumiyet kokusu geçmişti. Ama sonra insanların birbiriyle orta yerde ilişkiye girecek kadar çıldırmalarını sürdüğü masumiyet kokusuyla gram bağdaştıramadım. Hem kimsenin mi burun engeli yok koku almayı engelleyecek? Tabii tek bir kişinin karşı çıkması işe yaramazdı ama yine de insan merak ediyor. Tamam mesela o an bocalarsın o bocalamayla polis de cellat da kesmekten vazgeçer. Ama kızını öldürdüğü adamın onu oğlu olarak görmesi??? Belirli bir saatten sonra insan bu etkinin azalmasını bekliyor. Yine masum sansın ama bu kadarı… Favori alıntımla noktalıyorum. “Bugüne kadar hep, büzülüp uzaklaşması gereken şeyin genel olarak dünya olduğunu sanmıştı. Oysa dünya değildi, insanlardı. Öyle görünüyordu ki dünyada, insanları boşalmış bir dünyada pekâlâ yaşanabilirdi.”
Edebiyat
KokuPatrick Süskind · Can Yayınları · 201827,4bin okunma
·
24 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.