Gönderi

İŞÇİ HAKLARI, TABİİ VARSA...
8/10
·432 syf.··
Beğendi
·
2024 1. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 04 Ocak 2024 23:28
Toplumcu gerçekçilik bir amaç uğruna ortaya çıkmıştır. Edebiyatta da bu amaca hizmet etmesi amacı güdülmüştür. Yani sanat, toplumsal gerçeği yansıtmalıdır bakış açısı hakimdir. Bu evrede de toplumsal gerçekçilik; ezilen, hor görülen, sömürülen ve mutsuz insanların geleceğe umutla bakmaları açısından Rusya’da sosyalizmle harmanlanmıştır. 19. yüzyılın Çarlık Rusya’sında başlayan toplumcu gerçekçilik akımının ilk ve öncü örneği Maksim Gorki'nin Ana romanı kabul edilir. Rusya’da sosyalist devrim mücadelesinin en yoğun olduğu dönemlerde, toplumcu gerçekçilik akımı güçlenmiş ve Ana’da da bu akım, neredeyse tüm özelliklerini kapsar şekilde işlenmiştir. Ana romanında; Rus Devrimi öncesindeki Çarlık sistemi, bu dönemdeki alt ve üst sınıf arasındaki ilişki, küçük ve sıradan insanın daha doğru tabirle işçinin, emekçinin durumu anlatılır. Çarlık Rusya’sındaki sınıfsal farklılıklar, ekonomik sıkıntılar, aile içi dinamikler, toplumsal değişim adına verilen mücadeleler gerçekçi bir bakış açısıyla kaleme alınmıştır. Roman, ana karakter olan Ana, yani gerçek adıyla Pelageya Nilovna adlı orta yaşlı bir kadın ve oğlu Pavel etrafında dönmektedir. Tabii bu iki karakter dışında birçok karakter de mevcut, benim en aklımda kalanlardan birisi de Saşenka. :) Roman başlarda küçük bir mahallede geçerken, daha sonra kente taşınıyor. Bu küçük mahallede sosyal ve ekonomik olumsuzluklar üst seviyededir. Mahalle sakinlerinin çoğu, orada yer alan bir fabrikada çalışmaktadır, daha doğrusu sömürülmektedir... Maksim Gorki işçiler ve işçilerin yaşadığı adaletsiz düzene karşı kapitalizmi eleştirmektedir. İnsanların sosyal hayatı yok denecek kadar azdır çünkü patronlar tarafından fabrikada onlar da birer makine haline getirilmişlerdir. Toplumdaki bu bozulma, roman içinde aile yapısını da etkilemektedir. Karılarını döven, çocukları umursamayan, iş dışında sürekli içen ve aileyi huzursuz eden kocalar vardır. Fakat ana karakterimiz Pavel, babası öldükten hemen sonra öncesinde onun gibi sert davranışlar içine girse de roman ilerledikçe karakteri de gelişim ve değişim gösterir. Olgun bir kişiliğe bürünür, toplumsal sorunların karmaşıklığını ve zorluklarını fark eder ve onunla birlikte sosyalizm romana dahil olur. Gorki roman boyunca birçok karakter üzerinden sosyalizmi anlatır. Özgürlükten, yaşam haklarından, işçi haklarından ve hayatta kalma mücadelesinden yakınılır; bu duruma bir “dur!” denilmesi gerektiğinin farkında olan Pavel ve arkadaşları, onların evinde geceler boyu toplantılar düzenler. Sosyalist hareket giderek bir eyleme dönüşmeye başlar ve Pavel’in yokluğunda bu meşaleyi büyük bir özveri ile Ana da eline alacaktır. Bu mücadelede toplumda var olan sınıfsal eşitsizlikler eleştirilir. Bu eleştiriler sıkça hapis yatma sebebi de olacaktır. Çünkü dönemin jandarma ve polisleri de, Çarlık Rusya’sı taraftarıdır. Fakat hem Pavel hem çevresi hem de Ana, eşitsizlik ve adaletsizlikle mücadele etmekte asla tereddüt etmeyeceklerdir. 1 Mayıs’ta yapılan yürüyüşten sonra Pavel ve arkadaşları için artık geri dönüş de olmayacaktır. Ellerinde kaçma imkanları varken bunu yapmayacaklardır da. Çünkü amaç kaçıp kurtulmak değil, hem kendi haklarını hem de toplumdaki eşitsizliği herkese kanıtlayabilmektir. Ana da, hem ailesi hem de toplum adına mücadelesine yılmadan devam eden, toplumsal bilinç ve idealleri olan, cesur ve dayanışmacı bir kadın olarak aklımızda yer edinecektir. Gorki burada, toplumsal cinsiyet rollerini yansıtarak, Ana karakteri ile kadınların toplumda değişen rollerini ve mücadelelerini anlamımıza da sağlar. Benim keyif alarak okuduğum bir klasik oldu #k:216041. Günümüzde de işçinin, emekçinin haklarının sömürüsü ne yazık ki devam etmektedir. Cepleri dolu ve koltuklarında rahat oturanlar, vicdan muhasebesi bile yapmadan ne yazık ki emekçinin hakkını gasp etmekte ve bundan ar da duymamaktadır…
Edebiyat
AnaMaksim Gorki · Can Yayınları · 201834,3bin okunma
·
296 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.