Dürüst olmak gerekirse, kitapta aşkın gri rengini görüyoruz. (takıntı da denebilir, kişiden kişiye değişir) Aşk her zaman karşımıza prenses rüyası gibi çıkmayabiliyor.
Sebastian, (bu hikayenin kötü adamı) iş yemeğinde çalışanının kız arkadaşı Camille'i ilk gördüğü anda ona aşık olur. Sebastian, aşkını yarattığı tesadüflerle zaman içinde Camille'e hissettirmeye çalışır. Bir o kadar centilmen, fakat bir o kadar da kendi içinde büyük karakter bozuklukları yaşayan bir adamdır Sebastian. Fakat kendini değiştirme çabası inkar edilemez bir şekilde göze çarpmaktaydı.
Kitabın başında tahammül edemeyebilirsiniz Sebastian'a, fakat ben yine de bir şans verilebileceği taraftarıyım. Kitap çoğunlukla Sebastian'ın ağzından da gittiği için durumunu anlamanız daha da kolay olacaktır.
Ben beğendim, çıtır çerez akıcı bir kitaptı. Böyle oluşu, kitapsız kaldığımda bana tekrar okuyabileceğim bir kitap olarak kalmasını sağladı. İçerisinde dark romance, katı erkek karakter olan bir kitap arıyorsanız bu kitaba şans verebilirsiniz.