Puan vermedi·124 syf.····Okunma: 10 Ocak 2024 01:21 Biliriz ki efsaneler olayların abartılı gerçekliğine inanılan veya inanılmayan bir türdür. Yaşar Kemal yine öyle güzel anlatmış ki o toprağı, insanını, aşkı ve başkaldıyı inanıyorsunuz kendinizi içinde bulup tadıyorsunuz. Uzaktan bir seyircisin o kitabın sayfalarında...
Doğayı bu kadar betimleyici anlatması beni en çok etkileyen kısımları oluyor açıkçası.
Kitabı ve yazarı az da olsa övdüğüme göre konuya geçiyorum.
Bir at Ağrı'da Mahmut Han'ın sarayından kaçıp Ahmet'in kapısında durmak ister. Töre de böyledir ya o at giden kapıdan geri çevrilmez olaylar buradan sonra cereyan eder ve Ahmet'i zindana atarlar önemli ve duygulara ortak olan yan karakterler var onlara girmeyeceğim okuyunca anlayacaksınız. Ahmet'le Mahmut Han'ın kızı sevdalanır ve efsane bir aşk bütün Ağrı'da çevresinde duyulur, bilinir uğruna bir can bile verilir. Sadece Ahmet değil, sevenleri ayırmamak için canından vazgeçen Memo'un aşkı çok dokunaklıdır elinde bir tutam saçla ölüme gider. Sonunda bütün zorluklara göğüs geren bu efsane bir şüpheye yenik düşer ve biter. Gülbahar ellerini yüzünün arasına alarak o göl kenarında suyun üstünde görüntüsüyle kalır güzelim at da ara ara görünür.
Her bahar tanyeri ışıklanırken çobanlar bin yıldır yaşayan toprakların üzerinde efsaneyi kavallarıyla çalarlar ve bir ak kuş gelir kanadını gölün som mavisine batırır durur.